30 Ara 2009

Ne Olacak Bu Pucca'nın Hali

Yani şurada kendi halimde bi blogçuydum, mis gibi içgüveysinin puccadan hallice halleri okur kendi tasımla tarağımla yaşar giderdim, ancak her canlı varlık gibi tepkisiz kalamadım gördüklerime okuduklarıma...

Ne yapıyorsun ?

Bu kadar ortalıkta olup da insanlar merak etmeyecek mi sanıyordun? Nedir bu tehdit baskı, silinmeler engellenmeler...

Madem çok gizli bi adam olmak istiyorsun ne diye webde birtane de olsa fotoğrafın var?

Yazdıklarına bakılırsa salak bi kadın değilsin, e bunu da düşünebilirsin, kimse seni okumasın merak etmesin kimse hakkında yazı yayınlamasın, yorum yapmasın mı istiyorsun? Hayır yorumlara sonuna kadar açıksın? E peki nedir bu yasal uyarılar, yasaklamalar?

25 Ara 2009

Bihter'in "Femme Fatale" Halleri

Aşk-ı Memnu dizi oyuncularını giydiren şirket açıklama yapmış; Bihteri femme fatale tarzı giydirmeye çalışıyoruz ve bu şekilde giydiriyoruz diye... Ne ki bu? Alın size femme fatale tarzı/kavramı/varoluşu:)

Femme Fatale, kendisi de değişik motivasyonlara sahip olabilen bir erkeği, özellikle cinselliği kullanarak, tuzağına düşürdüğü söylemine dayalı bir kötü ruhlu kadın tiplemesinin tanımıdır. Fransızca'da "ölümcül kadın" anlamına gelir. Edebiyatta, sinemada ve güncel olayların aktarımında genelde cinsel açıdan tatmin olmaz azgın bir kadın olarak tasvir edilmektedir.

Femme fatale tiplemesi, şu veya bu şekilde, bütün kültürlerin efsanelerinde ve folklorunda yer etmiştir. Tarihin kaydettiği ilk örnekleri arasında, Sümer tanrıçası İştar ve Tevrat'ta yer alan Havva, Lilith, Delilah ve Salome sayılabilir. 19. yüzyıldan itibaren, yükselen burjuvazinin ahlaki değerler anlayışı içinde, Batı kültüründe daha sık rastlanagelmektedir.

Tiplemenin örnekleri Oscar Wilde, Edvard Munch, Gustav Klimt gibi sanatçıların eserlerinde mevcuttur. Kadın hakları hareketinin gelişmesiyle, ve muhtemelen bu harekete burjuvazinin bir tepkisi ve korkularının bir ifadesi olarak, femme fatale tiplemesi dimağlarda daha da geniş yer etmeye başlamış, daha da fazla sayıda örnek yaratılmıştır. Edebiyat ve resimle başlayan vurgu, sinemanın ortaya çıkması ve gelişmesiyle bu sanat dalına da taşınmıştır.

Osuruk diyip geçmemek lazım

Gece hayatı denen pis alışkanlığa ben bir ramazan günü başlamıştım... Şimdi biz çocukken ramazanlardan birinde böle bir moda vardı millet teravi namazına gidiyor. bi anlatıyo piç kuruları o camiyi, o atmosferi şey gibi geliyor işte, layla reina dolaşmak gibi. Herkes camiide toplaşıyor, muhabbetler, komiklikler hep camii ve namaz üzerine. "ahahah emineeee dün camiide ne olmuştu hatırlıyo musun", "kıs kıs kıs kıs evet evet hatırlıyorum". Büyük merakla giderdim, ne olmuş ne olmuş diye sorardım, o emine denen şıllık iki elini beline koyar gözlerini devirir, "söyleyemeyiz canım, söylesek de anlamazsın o bizimle ilgili" derdi. Arkadaşlarım bir bir benden kopmuştu, hepsinin bir gece hayatı vardı; hepsi teraviye gidiyor, orda gülüp eğleniyorlar, arkamdan dedikodumu yapıyorlar, yolda börek yiyorlardı. Ben ise balkondan ağlayarak onları izliyordum. Zaten bunalımda bir çocuktum içime kapanıktım, o piç kuralarının da beni böyle ezmesi kahrediyordu küçücük bedenimi. Anneme desem "ben teraviye gidiyorum o yee beybi" kadın direk ağzıma sıçardı, laik parmağını gözüme gözüme sokarak, cumhuriyetin temel ilkelerini tek ayak üzerinde saydırırdı bana. O zamandan bu zamana değişen tek şey refah partisinin artık olamayaşıydı yani.. Hala aynı muhabbetler, bir türlü gerilemek bilmeyen ülke, sakız orucu bozar mı, dövmeyle abdest alınır mı, saadettin teksoy şeytan taşlar mı?.. Neyse işte hal böle olunca bende her çocuk gibi yalana başvurdum. Üstelik bu söyleyeceğim yalanla cennete girmem garanti diye düşünerek vicdanım rahat rahat "anneeee ben rabiayaya gidiyorum pasta yapmışlar gelcem hemen sonra" dedim. -Ay bu rabianın abisi çok sonra intihar etmişti, banyoda kendini asmıştı onu görmüştüm öyle boynu o kadar uzamıştı ki, onu sonra yazarım çok kötüydü..- rabiaların tuvaletinde abdest aldım, annesi de bana tülbentini ödünç verdi.. rabia, bi tane salak kız kardeşi bir de o emine denen kaltak çıktık teravi yoluna. Anam bir eğleniyoruz yollarda hoopidi hoppidi zıplıyoruz tavşanlar gibi. Yalnız ben hoppidi sıçrarken azcık hava kaçırdım, okuldaki din kültürü dersinde de abdestin nasıl bozulduğunu öğrenmiştim lakin. Yani ben abdestsizdim. Şimdi kızlara desem ben kabarcık çıkardım, büyük trajedi, geleceği gören de bir kızdım. Bir gün facebook diye siktiriboktan birşey icad edilir. Okulunun hayran sayfası yapılır, ardından senin için. "aaa şu sarışın kız osuruklu PuCCa demiydi ahahahah" diye dalga geçerler dedim. O yüzden hiç gıkımı çıkarmadan büyük suçluluk duygusuyla gittim camiye. Camiyi de yeni yapmışlar, sitenin biraz dışına. İkiye ayımışlar camiiyi bez gibi bişeyle, bir tarafında erkekler, bir tarafında kadınlar duruyor. Biz bebelerde bahçede koşturuyoruz inli cinli hikayeler anlatıyoruz falan. benim ağzım kulaklarımda ama nasıl mutluyum. Hava karanlık ben dışardayım, okuldaki hoşlandığım çocukları görüyorum. O zamanlarda da şimdiki gibi gönlüm genişti, kalbimi 4e 5e bölüyordum.. İmamın bir oğlu var diye de bahsediyolardı çocuğu görmeden ben ona da aşık olmuştum.

Ramazan ayındaydık ve populerdi imamlık, imamın oğlu da rütbece yüksek bir mevkiiydi oğlu neye benzerse benzesin.. o yaşta neye benzicek zaten özcan denize mi? İmamın oğlunu göreyim diye yakalamaç oynarken erkek tarafına kaymaya çalışıyordum derken bizi içeri toplamaya başladılar. Ahanda dedim sıçtın PuCCa, abdestsizsin yüzün gözün çarpım çarpım çarpılacak. Nasıl kalbim gümbür gümbür atıyor ayakkabıları çıkartıyoruz kapının önünde ama benim gözlerimden yaşlar akıyor resmen, hemen Ahmet San gibi bir kadın farketti beni. yetenek avcısı gibilerdir bunlar, nerde din yoluna kendini harcayacak olan tip var şap buluverirler. sonra ki kuran kursu maceramda da kardeşimi keşfetmişti böyle biri. Geldi tuttu kolumdan,
- Ne oldu sana neden ağlıyorsun?
- böhüüüüü böhüüüü hırrkk fırkk
- İşte iman gücü nasıl sarsıyor insanı, ağla kızım ağla o gözyaşları hak yoluna.
Hak yoluna diye bok yoluna gidecem lan ben ağzım burnum çarpım çarpım çarpılacak teyze de diyemiyorum yusuf yusuf atıyorum biryandan bir yandan ağlıyorum.. Geçtik içeri sıralandık tesbih gibi. yüzümü kontrol ediyorum yok düpdüzgün yanımdakine soruyorum var mı bende farklı bişi, yok diyor. Dedim tamam yırttım osuruğum gökyüzüne ulaşamadan suya dönüşmüş.perdenin yanında duruyorum, seccadem yok hırkamı serdim yere, önümde rabianın salak kardeşi, yanımda rabia.. bir oh çektim oh çekmemle bağırsağımı birşeyin tetiklemesi aynı anda oldu. yine bir gaz baloncuğu dışarı çıkmak için karnımda kıvrım kıvrım kıvranıyor. dedim nasıl olsa tepeye ulaşmadan suya dönüşüyor saldım sinsi sinsi..
Rabiayayla da daha namaz başlamadan perdeden bakalım dedik, "PuCCa imamın oğlu yanındaki" diyince Ben göklerde. Çocuk da götüme benziyo ama olsun.
Sonra aslında bu camiinin benim eğlenmem dışında bambaşka birşey için varolduğunu hatırladım. Burda Allaha yakındım, okulun müdür odası gibi bir yer, istediğin kişiyi ispitle müdüre, gitsin ağzına sıçsın. Suçluysan azcık ağla üzül, kendini akla özür dile, bi dahaa yapmıcam de. Ohaa dedim çok güzel vicdanen mesmesut gidebileceğim burdan.. hemen kafadan, ispitlinecek insanlar listesi, suçlarım listesi, aşık olduklarımın listesi, birde dilek listesini çıkardım.. o yaşta neyse, bu yaşta da öyleydim namaz başladı işte dualar ediyor imam kayınbabam yani, benim aklımda dinibütün bebeler yapmak geçiyor., "Allahuu ekber", hayatımda kimseye bu bebe kadar kadar aşık olmadım, "esselamu aleyküm ve rahmetullah", şu anda yanımda yarın hemen sıraya E kalp P yapmalıyım, "el fatiha" fatihayı bilmiyorum bari dua edeyim. "allam utanıyorum ama beni o çocukla evlendir lütfen dinibütün bir insan bence sen yaparsın herild yani yaparsın, annemde işten ayrılsın babamla yeniden birleşsin, üvey babam ölsün okey? yaptığım herşey için affet valla bidaha yapmıcam ama nolurrr bu çocuklan evleneyim nolursunnn"
...
İkinci gün yeniden ben rabiaya gidiyorum diye çıktım yollarda hoppidi hoppidi hoplayarak eğlene coşa gittim. Yakalamaçlar cinli inli hikayeler, kıssadan hisselerle mutlu mesut geçirdim o akşamı. perdenin kenarnda bir yer tuttum imamın oğlunu beklemeye başladım, zırt pırt perdenin altından sokuyorum kafamı, o sırada popoma şaplağı yiyorum bizim kadınların birinden, bir daha sokuyorum adamlar bağrıyor bana ama imamın oğlu yok. Namaz başladı kafam takıldı imamın oğluna, bir hayaller kuruyorum secdede kafamı kaldırasın gelmiyor, işte bebe gelecek beni kurataracak, herkesi dövecek beni çekip alacak, üvey babamı öldürecek allah ona o sırada öyle bir güç vermiş olacak, biz bu camide yaşıyacağız, kira derdimiz olamayacak, üstelik camiide olduğumuz için kötü insanlar gelip bana zarar veremeyecek. aptal aptal hayallere dalıp gittim öyle.. bilmediğim dualarda başladım kişisel dileklerimi yukardakine anlatmaya. Ben bu imamın oğlunu yaptım süpermen. kalbim nasıl atıyor ama. Namaz da uzun baya anam eğiliyorum kalkıyorum yok bitmiyor bir türlü.. Sonunda bitti çıktık dışarı yine böyle malak malak oyunlar oynuyoruz,
O şıllık, o kahpe, o pislik o gözleri çıkasıca emine örtüsünü omzuna atmış attıra attıra götünü geldi yanımıza.
- Size bişi sölücem ama aslaaaa kimseye söylemek yok, birine söylerseniz anneniz babanız fakirlikten ölsün, eviniz başınıza yıkılsın, hayvanlar sizi çiğ çiğ yesin..
- taam valla billa tellaa sölemiciz söle neee
- imamın oğlu bana arkadaşlık teklif etti
Orda yıkıldım, beni sadece ilahi bir güç kurtarabilirdi, oda gidip salak emineyi seçmişti. Nefes alamamaya başladım kafamdaki örtü sıktı sıktı başımı, heryer dönmeye başladı. kafam öne eğik döndüm teravi yolundan. Sonra orda olayı anladım, benim osuruk büyük ihtimal yukarı kadar çıktı. vay sen misin benim evime abdestsiz giren dedi ilahi adalet, benim ağzıma sıçtı. Çarpılmak dedikleri olay dedim sanırım bu, ağzın burnun çarpılmıyor ama çarpılmış kadar etki edecek birşey yapıyor sana bu kozmik güç. Dedim neyse ben mahalledeki boraya aşık olmaya devam edeyim bir daha da gitmedim teraviye..

alıntıdır: http://passiflora-rapunzel.blogspot.com/2009/09/osuruk-diyip-gecmemek-lazm.html

Jingle bells jingle bells Jingle all the way...

Jingle Bells Lyrics

Dashing through the snow
In a one horse open sleigh
O'er the fields we go
Laughing all the way
Bells on bob tails ring
Making spirits bright
What fun it is to laugh and sing
A sleighing song tonight

Oh, jingle bells, jingle bells
Jingle all the way
Oh, what fun it is to ride
In a one horse open sleigh
Jingle bells, jingle bells
Jingle all the way
Oh, what fun it is to ride
In a one horse open sleigh

A day or two ago
I thought I'd take a ride
And soon Miss Fanny Bright
Was seated by my side
The horse was lean and lank
Misfortune seemed his lot
We got into a drifted bank
And then we got upsot

Oh, jingle bells, jingle bells
Jingle all the way
Oh, what fun it is to ride
In a one horse open sleigh
Jingle bells, jingle bells
Jingle all the way
Oh, what fun it is to ride
In a one horse open sleigh yeah

Jingle bells, jingle bells
Jingle all the way
Oh, what fun it is to ride
In a one horse open sleigh
Jingle bells, jingle bells
Jingle all the way
Oh, what fun it is to ride
In a one horse open sleigh

14 Ara 2009

Yatak Odanız için Feng Shui Önerileri

Feng Shui kuralları içinde, yatak odası en önemli odadır. Evin en fazla zaman geçirilen bu odasında nasıl uyuduğunuz, kendinizi nasıl hissettiğiniz göze alınır.

Yatak odası, ertesi gün dış dünyadaki mücadeleye sizi hazırlayan yerdir. Ayrıca bu oda mahremiyeti ve sağlıklı uykuyu da temsil eder. Bu oda sizi yansıtmalı, kendinizi en rahat ve güvende hissettiğiniz yer olmalıdır.

Yatak odası mahrem ve ön kapıdan uzak olmalıdır. Sokak gürültülerinden uzak olmanız, simgesel olarak güvenli olmanız anlamına gelir. Yatak odasının kapısı, ön kapı ile düz bir hat üzerinde olmamalıdır.

Yatağınızın nasıl yerleştirildi çok önemlidir. Eğer uygunsuz bir konumda yerleştirdiyseniz, kendinizi uykuda huzursuz hissedersiniz. Yatağı yerleştirmenin ana kuralı, ayakucunuzun asla odanın kapısı ile aynı hizada olmamasıdır. Yani, kapıyı açtığınızda tam karşınızda yatak duruyorsa ve yatan kişinin ayak tabanları size bakıyorsa, bu doğru bir konum değildir.

İdeal olanı, yatağın oda kapısıyla karşılıklı köşelerde olmasıdır. Yatağın başı bir duvara dayanmalıdır ancak başınızda pencere olmamalıdır. Eğer buna odanın şekli sebebiyle mecbur kalırsanız, mutlaka yatak ile pencere arasına sandalye, sandık gibi bir eşya koyarak aralık bırakınız.

Uzmanlar, yatağı başınız kuzeye gelecek şekilde yerleştirmenizi önerirler. Yatağın uygun biçimde yerleştiriliş kurallarını ihlal etmediğiniz takdirde, bunu uygulayabilirsiniz. Bunun sebebi, bedeninizin ekseninin yerkürenin ekseniyle paralel olmasını sağlama isteğidir. Kuzey Kutbu’ndan yerküreye giren manyetik enerjiyi almak için, doğru çizgide olmanızı sağlar. Bu yaşamsal güç, sizin rüyalarınızı hatırlamanızı ve onları iyi algılayıp anlamanızı mümkün kılar.

Odada bulunan ayna, oda kapısının karşısına gelmemelidir. İçeri giren enerjinin geri yansımasına sebep olur. Aynalar direkt olarak yatağa dönük olmamalıdır. Sabah uyandığınızda, ilk olarak kendi dağınık görüntünüzle karşılaşmak, üzerinizde kötü etki bırakır.
Yatağın gün boyu doğrudan güneş ışığına maruz kalmamsı önemlidir. Bu aşırı hareketli bir enerji yaratır ve uyuma güçlüğüne sebep olur.

Yatak odasını kutular, fazla eşya ve kitap yığınları için depo olarak kullanmayın. İçerideki enerji akışı aksayacağı için, uyku düzeniniz bozulacaktır. Yatağın altına eski eşya doldurmak, durağan bir enerji yaratacağı için, evlilikte durgunluğu işaret eder. Ayrıca yatak odasında televizyon gibi elektronik eşyalar bulundurmamak gerekir. Bu aletlerin elektromanyetik alanları, uyku kalitenizi bozacaktır.