kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eyl 2014

Kadınlar regl döneminde nasıl hisseder?

Kızarkadaşınız ya da eşiniz "ayın o günlerinde" bambaşka bir insana dönüşüyor değil mi? Geri geri adımlarla kaçmaya başlamak yerine, aslında onun neler yaşadığını anlamaya çalışın.
Erkeklerin belki de asla anlayamayacağı şeylerden bir tanesi, kadınların regl dönemlerinde neden bambaşka insanlara dönüştükleridir. Tamamen hormonal değişimler yüzünden yaşanan bu durumu anlamak pek çok kişi için zordur. Bu yüzden adet dönemindeki kadınların nasıl hissettiğini anlamak ve onlarla empati kurmanızı sağlamak için imkansız bir çabaya giriştik. Kim bilir, belki de cinsiyetler arası anlayışın sağlanacağı gün bugündür…

İşte kadınların regl döneminde yaşadıkları dönüşümün ardında yatan duygu dünyası…

1) Karnınız öyle ağrıyordur ki, sanki yumurtalıklarınız top atışına maruz kalıyormuş gibi hissedersiniz.

2) Her duyguyu uçlarda yaşarsınız; sizi azıcık kızdıran bir şey yüzünden dünyayı birbirine katabilir, televizyonda izlediğiniz duygusal bir reklam yüzünden saatlerce ağlayabilirsiniz.

3) O gün saatlerce koltukta yatmak, mümkünse kılınızı bile kıpırdatmak istemezsiniz.

4) Kıpırdamanız gerektiğinde de bunu oflaya puflaya ve oldukça ağır hareketlerle yaparsınız.

5) Bir lokma tatlı için en iyi arkadaşınızın dahi gözünün yaşına bakmaz, saçını başını yolabilirsiniz.

6) Vücudunuzda acayip bir şişkinlik vardır...

7) Ve de hımbıllık…

8) Olan ve olacak gibi olan, olmaya cüret eden her şey sizi gıcık eder.

9) Etrafınızdaki herkesle hırlaşabilirsiniz. Özellikle erkek arkadaşlar, bugünlerde yaşanan duygu değişimlerinden en fazla mustarip olanlardır.

10) İhtiyaç duyduğunuz tek şey bir parça huzur ve sükûnettir. Ama arkadaşlarınız sözleşmiş gibi sizi kolunuzdan bacağınızdan tutup, dışarı bir yerlere sürüklemeye çalışır.









kaynak: radikal

10 Haz 2014

Kadınların Hayatlarnı Kurtaracak 15 İpucu


1. Babetlerinizi genişletmek için: 

Öncelikle kalın bir çorap giyip babetlerinizi giyin. Ardından saç kurutma makinesini birkaç dakika ayakkabılarınıza tutun. 

Sıcaklık geçene kadar ayakkabıları ayağınızdan çıkarmayın. Eğer yeterince genişlemediyse aynı işlemi birkaç kere tekrarlayın. 






2. Parmağınızda yeşil iz bırakmasını önlemek için yüzüklerinizin içini şeffaf ojeyle kaplayın.














3. Ponza taşıyla montunuzdaki tüyleri toplayabilirsiniz. 















4. Çantalarınızı dolaba duş perdesi askıları ile asın.























5. Beyaz şarap, kırmızı şarabın lekesini çıkarır. Hemen lekeli bölgeye beyaz şarap döküp kurumaya bırakın.
















6. Makyaj malzemelerinizin arkasına mıknatıs yapıştırarak, onları kolayca ulaşabileceğiniz şekilde düzene sokun.




















7. Anahtarlarınızı karıştırmamak için ojeyle farklı renklere boyayın.













8. Ayakkabılarınızı valize duş bonesi içinde yerleştirebilirsiniz.














9. Banyo dolabınızın içine yerleştireceğiniz mıknatıslı yüzeye metal eşyalarınızı asabilirsiniz.














10. Kolyenizin karışmasını önlemek için pipet kullanın. 













11. Dolap içinde alanlar yaratarak eşyalarınızı düzenli tutun. 



















12. Şallarınızı askılara bağlayarak yerden kazanın. 














13. Ayakkabılarınızın içine karbonat koymak kötü kokuların giderilmesini sağlar. 










14. Saç düzleştiriciniz minik bir ütü olabilir. 













15. Botlarınızı askı yardımıyla asıp yer kazanabilirsiniz.










19 Eyl 2013

Evliliğin de Burcu Var!


Astrolog Zeynep Turan'ın hazırlamış olduğu evliliğin burç yorumları...

Nikah tarihi alırken bi' göz atsanız fena oılmaz :)


“Evliliğin de burcu mu olurmuş canım!” mı dediniz yoksa? Eğer yok sanıyorsanız büyük bir yanılgı içindesiniz. Takımların, iş yerlerinin, ülkelerin bile burçları oluyor da evliliğin mi olmayacak? Sonuçta yeni bir başlangıç, doğum gibi bir şey bu… Siz dünyaya bir aile daha katıyorsunuz, artık tek değilsiniz. Tek bir kişinin doğum tarihi nasıl onun hayatıyla ilgili ipuçları veriyorsa, iki kişinin evlilik tarihi de evlilikleri ile ilgili ipuçları veriyordur. Şimdi yapmanız gereken, aşağıdan evlendiğiniz tarihin hangi burca denk geldiğini bulmak ve yazımızı okumak. “Ben evli değilim” diyenlere ise tüm yazımızı okumalarını tavsiye ederiz. İleride evlilik tarihi alırken size yardımcı olacaktır.

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Olumlu: Sıkılmayacaksınız! Tutku dolu bir evlilik sizi bekliyor… 
Olumsuz: Sesler yükselebilir, sakin bir evlilik değil… 
Dikkat: Huzurla geçen bir günün ardından kıskançlık krizi nedeniyle patlayan bir kavgayla neye uğradığınızı şaşırabilir, karşılıklı inatlaşmalardan zaman zaman bunaldığınızı hissedebilirsiniz. 

Güneş’in Koç burcunda yükseldiği tarihler arasında yapılan evlilikler duygusal olarak inişli çıkışlı olacaktır. Aynen bir Koç insanı gibi evlilik de asla rutin olmayacaktır. Bu tarihte evlenen çiftlerin, coşkulu ve sabırsız bir ikili olacağı kesin. Öteki taraftan, çiftler her konuyu aceleye getirmek isteyebilir. Bir şey mi alınacak hemen alınmalı, bir yere mi gidebilecek hemen gidilmeli. Beklemek onlara göre değildir. Evde oturmak yerine dışarıda bir şeyler yapmayı tercih ederler. Onları görenler “ne kadar da sportif bir çift” diyecektir.

Koç burcunda yapılan evliliklerde kesin ve açık olmak önemli. Davranışlar ani, tepkiler ise sert olabilir. Taraflar sık sık hiç düşünmeden eyleme geçebilir. Tutkulu ve ateşli bir birliktelik diyebiliriz bu evliliğe. Aşk ve romantizm dolu dolu yaşanacak, hayatlarında rutine yer olmayacaktır. Sürekli hareketin olduğu, koşturma halinde geçen bir evlilik sizi bekliyor… 

BOĞA (21 Nisan - 20 Mayıs)

Olumlu: Güvene dayalı ve maddi olarak çok fazla sorunun yaşanmadığı bir evlilik. 
Olumsuz: Tekdüze bir evlilik yaşanabilir. Harekete ihtiyaç duyabilirsiniz.
Dikkat: Çiftlerin birbirlerinden gizli saklı işler yapma gibi durumları olabilir. Bu durum, yaşanılan şeyleri kendi içlerinde halletmeye çalışmalarından ileri gelir. Hem dışarıya karşı hem de birbirlerine karşı ketum bir tavır sergileyebilirler.

Boğa doğumlu evliliklerde aşk ve cinsellik, önemli bir yer tutar. İlişkide alınacak önemli kararlar bazen sürüncemede kalabilir, bu sonuçsuzluk ince eleyip sık dokumaktan kaynaklanır. Karar verme aşaması ne kadar uzun olsa da, bir kere karar verildiğinde her şey en ince ayrıntılarına kadar planlanır ve uygulanır. Aile hayatı, bireylerin kişisel zevklerinin üstünde tutulur. 

Rahatına düşkün, evde huzurlu olmak isteyen insanlar, Güneş Boğa burcundayken evlenebilirler. Maddiyat evlilik hayatlarının temelini oluşturabilir. Maddi güvenceye ihtiyaç duyarlar ve bu yönde çalışmaları olur. Evde arkadaşlarını ağırlamaktan, sofra donatmaktan ve müzik eşliğinde sevdikleriyle sohbet etmekten çok hoşlanırlar. Sakin olduğu kadar, güzel yemek kokularının evi sardığı bir evlilik…  

İKİZLER (21 Mayıs - 20 Haziran)

Olumlu: Bilgi paylaşımının yoğun olduğu eğlenceli bir evlilik... 
Olumsuz: Sürekli değişen duygular dengenizi bozabilir.
Dikkat: Bu dönemde yapılan evlilikler genelde mantığın hakim olduğu, önemli kararların bu şekilde düşünülerek alındığı evliliklerdir. Romantizmin doruklarında gezineceğiniz bir evlilik hayal ediyorsanız, başka bir tarihe gün alın.

İkizler ayı evlilikleri, çoğu zaman sürprizlerle doludur. Çözülmeyeceğinden neredeyse emin olduğunuz anlaşmazlıklarınız çözülürken, çok küçük tartışmaların nasıl bu kadar büyüdüğünü anlamayabilirsiniz. Aslında özgür bir evliliği tercih ederler yani kalabalık bir aile olmak yerine, sadece karı-kocadan oluşan birliktelikler onlara daha çekici gelir. Çocuk sesinden rahatsız olabilirler, çocuk sahibi olduklarında ise onların okuması için ellerinden geleni yapacaklardır. Hareketli ve eğlenceli bu evlilik, sürekli değişen bir temele dayanır. Duygu geçişleri hızlıdır, aslında onların hayatlarında her şey hızlıdır. 

Bu evlilikte çiftler birbirlerinin üzerinde çok fazla egemenlik kurmak istemeyecekler ve “evli çiftlerin bile kendi özelleri olmalı” ilkesini benimserler. Ayrı ayrı da program yapabilirler ya da farklı hobileri olabilir. Aslında bu şekilde birbirlerine anlatacak daha fazla hikayeleri olacağında, iletişimin sürekli olduğu bir aile hayatına sahip olurlar.

YENGEÇ (21 Haziran - 22 Temmuz)

Olumlu: Önceliğin ev hayatı olduğu, ailenin her şeyden üstün tutulduğu bir evlilik…
Olumsuz: Fazla duygusal, tabulara ve geleneklere fazla bağlı, hissettiklerini tam olarak karşı tarafa iletemeyen bir evlilik… 
Dikkat: Eğer evliliklerinde bir problem varsa taraflar inatla bunu çözmeye çalışırlar. Tartışmaları büyütebilir ve içselleştirebilirler.

Yengeç doğumlu evlilikler düzenli bir ilişki ve aile özlemi çektiklerinden heyecana ve tutkuya bağlı olmazlar. Aile onlar için dünyanın en önemli kavramıdır, bu kuruma değer verir ve korurlar. Çiftler birbirlerine karşı şefkatli olduğu gibi, aynı zamanda çabuk kırılabilirler de… Ama bu küskünlükler evde seslerin yükselmesine neden olmaz. Taraflar kendi içlerinde kırgınlıklarını yaşarlar. Fakat böyle davranmaları da her şeyi içlerine atmalarına ve bazı sorunların çözüme kavuşmadan daha da büyümesine sebep olabilir.

Bu evlilikte çiftler birbirlerine aşırı korumacı ve sahiplenici bir tavır sergiler. Çocuklarını da aynı şekilde fazla şımartabilirler. Onlara sorumluluk yüklemek yerine, her istediklerini önlerine sunma gibi bir eğilime sahiptirler.
Sadakat ve güven duygusunun ön planda olduğu, eşlerin birbirlerini her koşulda desteklediği ve yalnız bırakmadığı bir evlilik hayatı istiyorsanız bu tarihte evlenebilirsiniz. Ama bireysel olarak özgürlüğünüzden feragat etmeniz ve her konuda çift olarak hareket etmeye alışmanız gerekiyor. 

ASLAN (23 Temmuz - 23 Ağustos)

Olumlu: Gezip tozmak ve bol para harcamak istiyorsanız tam size göre bir evlilik…   
Olumsuz: Ego savaşına hazır değilseniz ve “kendimden taviz vermem ben” diyorsanız başka tarih seçin. 
Dikkat: Her şeyin lüksünü ve pahalısını tercih ettikleri için birikim yapmaları ya da mal-mülk sahibi olmaları güçtür.

İlişkinin başlangıcında eşler birbirlerini ezmeye çalışabilirler, kendinizi kontrol etmezseniz bu bir güç savaşına dönüşebilir. Zaman geçtikçe birbirinize teslim olur ve oyunu kuralına göre oynarsanız, mükemmel bir birlikteliği garantilersiniz. Cinselliğin yoğun yaşandığı, tapılırcasına sevilme talebi içeren bir ilişki olabilir. Birbirine yüksek bağlılık getirir.

Sosyal bir evlilik olacağını şimdiden söyleyelim. Arkadaşlar, kalabalık çevreler, organizasyonlar, partiler… Boş oturmak, evde bir şeyler yapmak bu tarihte evlenen çiftleri kesmez. Çiftler lüks mekânlara gitmek, evini lüks eşyalarla donatmak, her şeyin en iyisini ve en kalitelisini almak gibi bir huya sahip olabilirler. Bu da onları maddi yönden zaman zaman sarsabilir. Mal, mülk sahibi olmaları da bu yüzden zordur. 
Tartışmanın bol olduğu, çiftlerin önce kendilerini düşündükleri ama sadakatin ve sevginin asla es geçilmediği uzun soluklu bir evlilik… Evimde oturup, sakin bir hayat süreyim derseniz eğer, evlilik için diğer tarihlerden birini seçmelisiniz. 

BAŞAK (24 Ağustos - 23 Eylül)

Olumlu: Her şeyin mükemmele yakın olduğu, düzenli ve programlı bir evlilik…
Olumsuz: Eleştirinin bol olduğu, sınavlarla dolu bir evlilik...
Dikkat: Cinselliği çok rahat yaşamazlar. Bazen iletişim güçlüğü yaşarlar, isteklerini söylemekten çekinirler.

Güneş Başak burcundayken yapılan evlilikler daha en başta kendini belli eder. Söz, nişan, kına, düğün derken her şey kitabına uygun ve detaylı bir şekilde hazırlanır. Çiftler arasında öyle “lise aşıkları” gibi fazla samimi bir hava olmaz. Daha cool ve olgun bir evlilik hayatları vardır. Duygusaldırlar, düşüncelerini hemen harekete dönüştürmezler. Güven çok önemli bir yer tutar evliliklerinde. Üstün bir gayret ve sabırla aşkları için yaşarlar.

Bu evlilikte sürprizlere yer yoktur. Tatile gidilecekse aylar öncesinden planı yapılır. Çiftlerin iş hayatları da istikrarlıdır, senelerce aynı işte kalabilirler. Maddi olarak çok fazla sıkıntı çekmezler çünkü riske girmezler. Kendilerini garantiye almayı iyi bilen bir çift olacaklardır. Evlenmeden önce maddi konularda kendilerine güvenmek isterler. Eleştiri eksik olmaz bu evlilikte. Ama her şey en güzeline, en mükemmeline ulaşmak içindir. 

TERAZİ (24 Eylül - 23 Ekim)

Olumlu: Gürültü patırtının olmadığı bir evlilik ve etrafına karşı son derece nazik davranan bir çift hayal edin… 
Olumsuz: Sevgi arsızı çiftler arasında, duygusal iniş çıkışlar fazlaca yaşanabilir. 
Dikkat: Eğer çiftler arasına soğukluk girer ve ilgisizlik baş gösterirse iki taraf da çok fazla çabalamaz ve evlilik bozulabilir. 

Eşler birbirlerini tamamen sahiplenirler. Hayat onlar için işte o zaman anlam kazanır. Mum ışığında romantik bir yemek, bu ilişkinin altın anahtarıdır. Bazen ilişkide soğuk rüzgarlar esebilir, güvensiz bir tutum içine girilebilir. Böyle bir durumda, aslında içten içe karşı taraftan sevgisini kanıtlamasını istiyordur. Eğer bu kanıtlanmazsa bu kez sudan sebeplerden kavga çıkarılabilir. Ancak kendilerini güvende hissettikleri anda evlilik üzerinde düşünebilirler. 

Çiftler, evlilikte birbirlerini oldukça destekler. Anlayışlı ve adil bir evlilik olacaktır. Çiftler arasında yüksek sesli kavgalar yaşanmayacağı gibi, evin içi de lüks ve modern bir dekorasyona sahip olacaktır. “Ben soğuk mizaçlı biriyim, sürekli ilgi gösteremem, sevgi gösterilerinde bulunamam” diyorsanız bu tarihte evlenmek size göre değil, onu da hatırlatalım…

AKREP (24 Ekim - 22 Kasım)

Olumlu: Tutku ve aşkın en yoğun halinin yaşandığı bir evlilik… 
Olumsuz: Cennette miyim ben derken, cehennemi tadabilirsiniz. Bu evlilikte gri yok; ya siyah ya beyaz!
Dikkat: Kıskançlığın sınırlarının aşıldığı, çiftlerin birbirlerine karşı meraklı ve şüpheci davranışlar sergilediği bir evlilik yaşanacaktır. 

Güneş Akrep burcundayken yapılan evliliklerde dolu dolu ve sınırsız yaşanan bir aşk söz konusudur. Çiftler sevinçlerini de, üzüntülerini de yoğun yaşarlar bu nedenle bu evlilik çok sabır gerektirir. Hiçbir şey garanti değildir. Dışarıdan hararetli tartışmalarını görenler “kesin ayrılırlar” diye düşünürken, birkaç gün sonra onları el ele, göz göze görebilir. 

Akrep doğumlu evliliklerde tutku ön plandadır. Beklentileri de tutku üzerinde yoğunlaşır, günlük paylaşımlar uzun vadede bile önem kazanır. İlişki dikkatli, sevgi dolu birbirini her konuda destekleyen bir yapıda gelişir. Kıskançlık eksik olmaz ve evliliklerini korumak için ellerinden geleni yaparlar. Kolay kolay bitmeyen evliliklerdendir. Ketumdurlar, aile sırlarını vermek noktasında çekimser davranırlar.

YAY (23 Kasım - 21 Aralık)

Olumlu: Hareketin ve aksiyonun bol olduğu, yerinde duramayan bir evlilik…
Olumsuz: Duygusal ihtiyaçlar bazen ikinci plana atılabilir. 
Dikkat: Bu tarihte evlenenler, evle ilgilenmek yerine, arkadaşlarla vakit geçirmekten daha büyük zevk duyabilirler. Kişiler sorumluluk almakta da zorlanabilirler. 

Bu evlilikte eşler, kendilerini aşka adar ve düşüncelerini açıkça belirtirler. Birbirlerini elde etmek için çok uğraşırlar, elde ettikten sonra ise iki taraf da kendini geri çekebilir. Birbirlerini elde tutmak için değişik yollar denenebilir. Güneş Yay burcundayken evlenen çiftler, birlikte gezip dolaşmaktan oldukça keyif alır. Yerinde duramayan bir çift olarak çevreleri tarafından bilinirler. 

Bu çiftin hayatı asla sıradan olmaz. Sıcakkanlı, romantik ve ateşlidirler. Sıkıştırılmaktan hoşlanmazlar. Onlar için evlilik, duygusal bir macera ve keşiftir. Evlilik rutine bağlar ve eşler birbirleriyle iletişim kuramaz hale gelirse, bu evlilikte çatlaklar oluşabilir. Ayrıca eşlerden birinin bakımsız olması da evlilikte sorunlara sebep olabilir. Egzotik ülkelerde seyahat etmekten, yeni şeyler denemekten ve ev dışında vakit geçirmekten hoşlanıyorsanız bu tarihte evlenmeniz sizin için harika olacaktır.

OĞLAK (22 Aralık - 20 Ocak)

Olumlu: Duygular değil, mantık ön plandadır. Bu da aile hayatlarının sağlam temellere dayanmasına neden olur. 
Olumsuz: İşkolik olmak ve evde sürekli paranın konuşulması bir zaman sonra çiftlerin arasında sorun yaratabilir. 
Dikkat: Duygular derindir fakat dile getirmekte zorlanabilirler. Çevreye karşı soğuk bir evlilik görüntüsü çizilebilir.

Birbirlerine her geçen gün daha da âşık olurlar ve güvenleri artar. Çok sık bir şekilde cinsellik düşünmezler; zamanının kendiliğinden gelmesini beklerler. Bazı Oğlak evlilikleri oldukça muhafazakâr ve mesafeli olabilir. Eşlerin birbiriyle yakınlaşması için bir tarafın daha atak olması gerekir.  Güvene dayalı bir ilişkiyi sağlıklı bir biçimde kurarlarsa, ihtiraslı ve başarılı bir birliktelik onları bekliyor demektir.  

Çok tutumlu olunan, gayrimenkul edinme alanında başarıya ulaşılan bir evliliktir. İstikrar ve mahremiyete önem verilir. Güven en önemli unsurdur. Birbirlerinden emin olduklarında sevgi ve saygı dolu, her konuda destekleyen bir birliktelik olur. Oğlak doğumlu evlilikler neredeyse ölene kadar yaşanır, boşanma pek sık görülmez. 

KOVA (21 Ocak - 18 Şubat)

Olumlu: Sosyal bir evlilik olacaktır. Bu ilişkide sıkılmaya ve rutine asla yer yok… 
Olumsuz: Yaşanılan sorunlar detaylıca irdelenmez, yüzeysel olarak bakılır. Bu da sorunların daha da artmasına neden olabilir. 
Dikkat: Çiftler kendini sosyal projelere, derneklere, yardım kuruluşlarına adayabilir. Bu durum örnek bir davranış olsa da, aile hayatı ikinci plana atıldığında sorunlar çıkacaktır. 

Kova evliliği, gereksiz samimiyetlerden hoşlanmayan bir evliliktir. Görünümden çok zekâya önem verilir. Çiftler uyumlarıyla büyük bir çekim alanı yaratır ve kalabalıkta bile fark edilirler. Cinsellik onlar için ‘çok çok önemli’ bir konu değildir. Evlilik hayatlarında elbette cinsellik vardır, ama bunu doğanın bir gereği olarak düşünür ve yaşarlar.  

Hayatlarını birbirleriyle paylaşma heyecanı içinde değildirler. Bu evlilikte iki taraf da özgürlük ister ve birbirine sunar. Tüm zamanlarını birlikte geçirmek istemedikleri için sosyal hayatları renklidir. Çift olarak tatil yapmak yerine, kalabalık arkadaş gruplarıyla bir yerlere gitmeyi tercih edebilirler. “Ben sadece eşimi isterim, kalabalık ortamlar bana göre değil. Romantizm delisiyim!” derseniz size tavsiyemiz, kendinize başka bir tarih seçmeniz. 

BALIK (19 Şubat - 20 Mart)

Olumlu: Çiftler arasında bencilce davranışlar görülmez. Fedakarlık ve romantizm bu ilişkiyi özetler…
Olumsuz: Çiftler sadece birbirlerinin hatalarını görmezden gelmeye değil, hayatlarındaki insanların da yanlışlarını fark etmemeye meyillidirler. 
Dikkat: Çiftler arasında küsüp barışmalar sık yaşanabilir. Şiddetli kavgalar değil, trip atmalar bu evlilikte oldukça yer alacaktır.

Gözlerin hiçbir şeyi görmediği, hatta bu körlüğün bazen büyük hataları dahi görmemeye vardığı durumlara çok müsait evliliklerdir. Özel günlere çok önem verildiği gibi, bu günler kutlama yapılmadan es geçilmez. Bu evlilikte balayı asla bitmez, rüya gibi sürmesi için iki taraf da elinden geleni yapar. Eğer bir gün bu rüyadan uyanırlarsa, hayal kırıklığı başlar. 

İki tarafın evlilik kurumuna saygısının yanı sıra sosyal yaşamları da çok önemlidir. Dostluklara çok önem verirler. Aşırı sosyal yapılar, zaman zaman ilişkide kıskançlık konusu olabilir. Ayrıca zaman zaman arkadaşlarından kazık yeme durumu yaşayabilirler. Çünkü herkesi kendileri gibi görme eğilimindedirler. Aynılıktan ve rutinden hoşlanırlar. Evlerinde sadece baş başa bir şeyler yapmak onlar için yeterlidir. 

Astrolog ZEYNEP TURAN

16 Eyl 2013

Do It Yourself: Bracelet


Ev yapımı bileklik, kendi bilekliğinizi evde yapabilirsiniz hem de zevkinize göre...

İhityacınız olan şeyler, yapıştırıcı, metal bilzeik, sevdiğiniz renklerdeki ipler ve bilekliğinize eklemek istediğiniz aksesuarlar... İş te hepsi bu!

Geri kalan fotoğraftaki adımları teker teker uygulamak...

Yaz bilezikleri olarak geçen rengarenk bilezikler için henüz geç kalmış ysayılmayız :)

24 Oca 2011

İstanbul Fashion Week 2011

Türkiye'nin önde gelen moda tasarımcıları ile hazır giyim markalarını bir araya getirerek Türkiye’de modayı tek bir çatı altında toplayan Istanbul Fashion Week (IFW) 3-6 Şubat’ta Santralistanbul’da moda rüzgarları estiriyor...

Moda tasarımı alanında dünyaya bilgi akışını sağlamak ve dünyanın önde gelen moda basını ve alıcılarının dikkatini İstanbul’a çekmek üzere kurgulanan ISTANBUL FASHION WEEK (IFW) ile tüm yön verenler tekrar tek bir platformda buluşuyor.

İstanbul’un en büyük moda etkinliği “İstanbul Fashion Week” (IFW), 03 - 06 Şubat 2011 tarihleri arasında düzenleniyor.

Mekan: Santralistanbul
Tarih: 03 - 06 Şubat 2011

İstanbul Fashion Week kapsamında sergilenecek defilelerde, markalar ve tasarımcılar Sonbahar/Kış 2012 koleksiyonlarını tanıtıyorlar.

9 tasarımcının solo defile düzenlediği ve 3 karma defilenin yer aldığı organizasyonda, toplam 18 tasarımcı ve 9 markanın katılımıyla, dört günde tam 21 defile gerçekleştiriliyor.




Haritalı yol tarifi:

Daha Büyük Görüntüle

25 Tem 2010

Ucuz kıyafetlere kaliteli görünüm katmak

Bazen tasarımcıların hazırladığı giysilerin neden çok pahalı olduklarını anlamakta güçlük çekeriz. Şüphesiz, bu fiyat uçurumunun en önemli sebebi gösterişli etiketler taşımaları. Yine de kabul edilmesi gereken kimi ayrıcalıklara kavuşuyor tabi bu markaları tercih edenler; kalıpları ve kumaşları oldukça kaliteli özellikle de herhangi bir dükkandan aldığınız sıradan bir parçaya göre çok daha uzun ömürlü olabiliyorlar kaliteleri sebebiyle.

Yine de hepimiz gardırobumuza daha az bütçe ayırıp bir yandan da şık ve klas görünmek istiyoruz. İşte bu amaçta işinize yarayabilecek kimi taktikler:

Düğmeleri değiştirin: Hiç de fena olmayan ama pahalı da olmayan bir giysinin üzerinde maliyeti düşürmek adına kullanılan plastik düğmeleri, aldığınız daha şık ve pahalı olanlarla değiştirebilirsiniz.

Değişiklik yapın: Ufak oynamalarla tüm görünüme katacağı değişime inanamayacaksınız. Pantolonunuzun paçalarını kısaltmak, sokakları süpürmeye niyetliymişsiniz yerine şık görünmeye önem verdiğinizi düşündürtecektir. Ya da elbisenizin yaka kısmını biraz daha açarak hafif dekolte sağlayın.

Kemer kullanın: O çok sevdiğiniz ucuz elbisenizin bir kuşağı varsa, onu çıkartıp yerine deri bir kemer kullanmak elbisenin havasını komple değiştirecektir.

Kumaş kalitesi önemli: Stili uydurabilirsiniz ama kumaşı sakın! Kalıbın ne kadar iyi olduğunun önemi yok, ucuz kumaş asla kullanılmamalıdır çünkü kendini fazlasıyla belli eder. %20 sentetikten fazla olan her şeyden uzak durun. Ve parlak olanlardan da!

Pahalı aksesuarlar satın alın: Elbise ve ceketi seçerken yeterince tasarruf ettiniz, öyleyse akıllara zarar bir çift ayakkabı alabilirsiniz! İyi görünmeleri bir yana önünüzdeki ay kullanılmaz duruma da gelmeyecekler. Ucuz ayakkabılar, berbat kumaşlar gibi apaçık belli olur. Aynısı çanta ve kemerler için de geçerli. O Yüzden uzun ömürlü olacak bu aksesuarlarınız için para harcamaktan çekinmeyin.

30 Ara 2009

Ne Olacak Bu Pucca'nın Hali

Yani şurada kendi halimde bi blogçuydum, mis gibi içgüveysinin puccadan hallice halleri okur kendi tasımla tarağımla yaşar giderdim, ancak her canlı varlık gibi tepkisiz kalamadım gördüklerime okuduklarıma...

Ne yapıyorsun ?

Bu kadar ortalıkta olup da insanlar merak etmeyecek mi sanıyordun? Nedir bu tehdit baskı, silinmeler engellenmeler...

Madem çok gizli bi adam olmak istiyorsun ne diye webde birtane de olsa fotoğrafın var?

Yazdıklarına bakılırsa salak bi kadın değilsin, e bunu da düşünebilirsin, kimse seni okumasın merak etmesin kimse hakkında yazı yayınlamasın, yorum yapmasın mı istiyorsun? Hayır yorumlara sonuna kadar açıksın? E peki nedir bu yasal uyarılar, yasaklamalar?

25 Ara 2009

Osuruk diyip geçmemek lazım

Gece hayatı denen pis alışkanlığa ben bir ramazan günü başlamıştım... Şimdi biz çocukken ramazanlardan birinde böle bir moda vardı millet teravi namazına gidiyor. bi anlatıyo piç kuruları o camiyi, o atmosferi şey gibi geliyor işte, layla reina dolaşmak gibi. Herkes camiide toplaşıyor, muhabbetler, komiklikler hep camii ve namaz üzerine. "ahahah emineeee dün camiide ne olmuştu hatırlıyo musun", "kıs kıs kıs kıs evet evet hatırlıyorum". Büyük merakla giderdim, ne olmuş ne olmuş diye sorardım, o emine denen şıllık iki elini beline koyar gözlerini devirir, "söyleyemeyiz canım, söylesek de anlamazsın o bizimle ilgili" derdi. Arkadaşlarım bir bir benden kopmuştu, hepsinin bir gece hayatı vardı; hepsi teraviye gidiyor, orda gülüp eğleniyorlar, arkamdan dedikodumu yapıyorlar, yolda börek yiyorlardı. Ben ise balkondan ağlayarak onları izliyordum. Zaten bunalımda bir çocuktum içime kapanıktım, o piç kuralarının da beni böyle ezmesi kahrediyordu küçücük bedenimi. Anneme desem "ben teraviye gidiyorum o yee beybi" kadın direk ağzıma sıçardı, laik parmağını gözüme gözüme sokarak, cumhuriyetin temel ilkelerini tek ayak üzerinde saydırırdı bana. O zamandan bu zamana değişen tek şey refah partisinin artık olamayaşıydı yani.. Hala aynı muhabbetler, bir türlü gerilemek bilmeyen ülke, sakız orucu bozar mı, dövmeyle abdest alınır mı, saadettin teksoy şeytan taşlar mı?.. Neyse işte hal böle olunca bende her çocuk gibi yalana başvurdum. Üstelik bu söyleyeceğim yalanla cennete girmem garanti diye düşünerek vicdanım rahat rahat "anneeee ben rabiayaya gidiyorum pasta yapmışlar gelcem hemen sonra" dedim. -Ay bu rabianın abisi çok sonra intihar etmişti, banyoda kendini asmıştı onu görmüştüm öyle boynu o kadar uzamıştı ki, onu sonra yazarım çok kötüydü..- rabiaların tuvaletinde abdest aldım, annesi de bana tülbentini ödünç verdi.. rabia, bi tane salak kız kardeşi bir de o emine denen kaltak çıktık teravi yoluna. Anam bir eğleniyoruz yollarda hoopidi hoppidi zıplıyoruz tavşanlar gibi. Yalnız ben hoppidi sıçrarken azcık hava kaçırdım, okuldaki din kültürü dersinde de abdestin nasıl bozulduğunu öğrenmiştim lakin. Yani ben abdestsizdim. Şimdi kızlara desem ben kabarcık çıkardım, büyük trajedi, geleceği gören de bir kızdım. Bir gün facebook diye siktiriboktan birşey icad edilir. Okulunun hayran sayfası yapılır, ardından senin için. "aaa şu sarışın kız osuruklu PuCCa demiydi ahahahah" diye dalga geçerler dedim. O yüzden hiç gıkımı çıkarmadan büyük suçluluk duygusuyla gittim camiye. Camiyi de yeni yapmışlar, sitenin biraz dışına. İkiye ayımışlar camiiyi bez gibi bişeyle, bir tarafında erkekler, bir tarafında kadınlar duruyor. Biz bebelerde bahçede koşturuyoruz inli cinli hikayeler anlatıyoruz falan. benim ağzım kulaklarımda ama nasıl mutluyum. Hava karanlık ben dışardayım, okuldaki hoşlandığım çocukları görüyorum. O zamanlarda da şimdiki gibi gönlüm genişti, kalbimi 4e 5e bölüyordum.. İmamın bir oğlu var diye de bahsediyolardı çocuğu görmeden ben ona da aşık olmuştum.

Ramazan ayındaydık ve populerdi imamlık, imamın oğlu da rütbece yüksek bir mevkiiydi oğlu neye benzerse benzesin.. o yaşta neye benzicek zaten özcan denize mi? İmamın oğlunu göreyim diye yakalamaç oynarken erkek tarafına kaymaya çalışıyordum derken bizi içeri toplamaya başladılar. Ahanda dedim sıçtın PuCCa, abdestsizsin yüzün gözün çarpım çarpım çarpılacak. Nasıl kalbim gümbür gümbür atıyor ayakkabıları çıkartıyoruz kapının önünde ama benim gözlerimden yaşlar akıyor resmen, hemen Ahmet San gibi bir kadın farketti beni. yetenek avcısı gibilerdir bunlar, nerde din yoluna kendini harcayacak olan tip var şap buluverirler. sonra ki kuran kursu maceramda da kardeşimi keşfetmişti böyle biri. Geldi tuttu kolumdan,
- Ne oldu sana neden ağlıyorsun?
- böhüüüüü böhüüüü hırrkk fırkk
- İşte iman gücü nasıl sarsıyor insanı, ağla kızım ağla o gözyaşları hak yoluna.
Hak yoluna diye bok yoluna gidecem lan ben ağzım burnum çarpım çarpım çarpılacak teyze de diyemiyorum yusuf yusuf atıyorum biryandan bir yandan ağlıyorum.. Geçtik içeri sıralandık tesbih gibi. yüzümü kontrol ediyorum yok düpdüzgün yanımdakine soruyorum var mı bende farklı bişi, yok diyor. Dedim tamam yırttım osuruğum gökyüzüne ulaşamadan suya dönüşmüş.perdenin yanında duruyorum, seccadem yok hırkamı serdim yere, önümde rabianın salak kardeşi, yanımda rabia.. bir oh çektim oh çekmemle bağırsağımı birşeyin tetiklemesi aynı anda oldu. yine bir gaz baloncuğu dışarı çıkmak için karnımda kıvrım kıvrım kıvranıyor. dedim nasıl olsa tepeye ulaşmadan suya dönüşüyor saldım sinsi sinsi..
Rabiayayla da daha namaz başlamadan perdeden bakalım dedik, "PuCCa imamın oğlu yanındaki" diyince Ben göklerde. Çocuk da götüme benziyo ama olsun.
Sonra aslında bu camiinin benim eğlenmem dışında bambaşka birşey için varolduğunu hatırladım. Burda Allaha yakındım, okulun müdür odası gibi bir yer, istediğin kişiyi ispitle müdüre, gitsin ağzına sıçsın. Suçluysan azcık ağla üzül, kendini akla özür dile, bi dahaa yapmıcam de. Ohaa dedim çok güzel vicdanen mesmesut gidebileceğim burdan.. hemen kafadan, ispitlinecek insanlar listesi, suçlarım listesi, aşık olduklarımın listesi, birde dilek listesini çıkardım.. o yaşta neyse, bu yaşta da öyleydim namaz başladı işte dualar ediyor imam kayınbabam yani, benim aklımda dinibütün bebeler yapmak geçiyor., "Allahuu ekber", hayatımda kimseye bu bebe kadar kadar aşık olmadım, "esselamu aleyküm ve rahmetullah", şu anda yanımda yarın hemen sıraya E kalp P yapmalıyım, "el fatiha" fatihayı bilmiyorum bari dua edeyim. "allam utanıyorum ama beni o çocukla evlendir lütfen dinibütün bir insan bence sen yaparsın herild yani yaparsın, annemde işten ayrılsın babamla yeniden birleşsin, üvey babam ölsün okey? yaptığım herşey için affet valla bidaha yapmıcam ama nolurrr bu çocuklan evleneyim nolursunnn"
...
İkinci gün yeniden ben rabiaya gidiyorum diye çıktım yollarda hoppidi hoppidi hoplayarak eğlene coşa gittim. Yakalamaçlar cinli inli hikayeler, kıssadan hisselerle mutlu mesut geçirdim o akşamı. perdenin kenarnda bir yer tuttum imamın oğlunu beklemeye başladım, zırt pırt perdenin altından sokuyorum kafamı, o sırada popoma şaplağı yiyorum bizim kadınların birinden, bir daha sokuyorum adamlar bağrıyor bana ama imamın oğlu yok. Namaz başladı kafam takıldı imamın oğluna, bir hayaller kuruyorum secdede kafamı kaldırasın gelmiyor, işte bebe gelecek beni kurataracak, herkesi dövecek beni çekip alacak, üvey babamı öldürecek allah ona o sırada öyle bir güç vermiş olacak, biz bu camide yaşıyacağız, kira derdimiz olamayacak, üstelik camiide olduğumuz için kötü insanlar gelip bana zarar veremeyecek. aptal aptal hayallere dalıp gittim öyle.. bilmediğim dualarda başladım kişisel dileklerimi yukardakine anlatmaya. Ben bu imamın oğlunu yaptım süpermen. kalbim nasıl atıyor ama. Namaz da uzun baya anam eğiliyorum kalkıyorum yok bitmiyor bir türlü.. Sonunda bitti çıktık dışarı yine böyle malak malak oyunlar oynuyoruz,
O şıllık, o kahpe, o pislik o gözleri çıkasıca emine örtüsünü omzuna atmış attıra attıra götünü geldi yanımıza.
- Size bişi sölücem ama aslaaaa kimseye söylemek yok, birine söylerseniz anneniz babanız fakirlikten ölsün, eviniz başınıza yıkılsın, hayvanlar sizi çiğ çiğ yesin..
- taam valla billa tellaa sölemiciz söle neee
- imamın oğlu bana arkadaşlık teklif etti
Orda yıkıldım, beni sadece ilahi bir güç kurtarabilirdi, oda gidip salak emineyi seçmişti. Nefes alamamaya başladım kafamdaki örtü sıktı sıktı başımı, heryer dönmeye başladı. kafam öne eğik döndüm teravi yolundan. Sonra orda olayı anladım, benim osuruk büyük ihtimal yukarı kadar çıktı. vay sen misin benim evime abdestsiz giren dedi ilahi adalet, benim ağzıma sıçtı. Çarpılmak dedikleri olay dedim sanırım bu, ağzın burnun çarpılmıyor ama çarpılmış kadar etki edecek birşey yapıyor sana bu kozmik güç. Dedim neyse ben mahalledeki boraya aşık olmaya devam edeyim bir daha da gitmedim teraviye..

alıntıdır: http://passiflora-rapunzel.blogspot.com/2009/09/osuruk-diyip-gecmemek-lazm.html

20 Kas 2009

Tikilerin Yeni Trendi UGG: Orjinali İle Sahtesi Arasındaki Farklar

Türkiye'de üretilen ve orjinal diye satılan UGG botlara kanmayın.

1. Kalıp olarak Türkiye üretimi olanlar büyük.

2. Renkleri çok farklı. Türkiyede üretilenler daha koyu.

3. Biri kuzu derisinden diğerinin maddesi tam belli değil.

4. Türkiye'de üretilende etiket yok.

5. Kutunun dışında etiket yok.

6. Kutunun rengi ve üzerindeki baskılar farklı.

7. Tozlukları farklı.


kaynak: elifshop.com

26 Haz 2009

Yağları Eritmeye Yarayan Süper Besinler


1. Yeşil çay
Büyük boy bardak buzlu yeşil çay veya bir büyük bardak sıcak yeşil çay içmek farklılığı başlatabilir. Yapılan son çalışmalarda gönüllü olarak 3 ay boyunca her gün bir şişe yeşil çay içenler, diğer gruba oranla daha fazla yağ kaybetmiştir. Araştırmacılara göre yeşil çayın içinde bulunan kateşinler (yararlı bir fitokimyasal) kalori yakımını sağlayıp, kilo kaybını artırmıştır.

2. Çorba (et veya balık suyuna bol domatesli çorba)
Ana yemeğe başlamadan önce içilen et veya balık suyuna bol domatesli çorba kişiye doygunluk hissi verir. Böylece kişi ana yemeğe geçişte kendisini tok hissettiği için daha az kalori alma eğiliminde olur. Düşük kalorili çorbalar açlığı bastırmakta çok işe yarar.kadinca.net

3. Yeşil salata
Düşük kalorili salatalar ana yemek öncesi kendinizi doymuş hissettirecek bir başka iyi seçenektir. Yapılan bir araştırmaya göre yemekle birlikte yenen düşük kalorili küçük salata, öğünde alınan toplam kaloriyi yüzde 7, büyük bir salata ise yüzde 12 azaltabiliyor. Ancak araştırmanın sonuçları yüksek kalorili salatalar için tersinin doğru olduğu ortaya koydu. Öğün sırasında yenen yüksek kalorili küçük bir salata alınan kaloriyi yüzde 8 artırırken, büyük bir salata yüzde 17 artırıyor. “Sağlıklı bir salata nasıl hazırlayabilirim” diye düşünüyorsanız; taze ıspanak yaprakları (2 bardak dolusu), 1 orta boy salatalık, 1 orta boy domates ve 1 /4 bardak rendelenmiş havuçla yaklaşık 70 kalorilik, 5,5 gram lif içeren sağlıklı bir salata hazırlayabilirsiniz.

4. Yoğurt
Yağsız yoğurdun içindeki kalsiyumun zayıflatıcı etkisi olduğu çeşitli çalışmalarla ortaya konmuştur. Bir çalışmaya göre günde 3 porsiyon yüksek kalsiyumlu ve yağsız yoğurt tüketen obez bireyler, düşük kalsiyum ve yağlı yoğurt tüketen obezlere göre yüzde 22 daha fazla kilo ve yüzde 61 daha fazla vücut yağı kaybetmiştir. Burada en etkileyici sonuç ise yüksek kalsiyumlu, yağsız yoğurt yiyenlerin yüzde 81 daha fazla trunkal (karın bölgesindeki) yağ kaybetmeleridir. Yoğurt hem karbonhidrat hem de proteini bir arada bulundurduğu için kan şekeri regülasyonunda ve açlık kontrolünde etkili olmaktadır.

5. Kuru baklagiller
Kuru baklagiller içeriğindeki lifler dolayısıyla kendinizi tok hissetmenizi daha çabuk sağlar. 1,5 bardak barbunya yaklaşık 8 gram lif, 7 gram protein ve yaklaşık 110 kalori içerir. Baklagilleri yemek olarak tüketebileceğiniz gibi haşlayıp, salata ve çorbalarınızın içine de ekleyebilirsiniz.

6. Su
Suyun süper besin olarak kabul edilmesinin en önemli nedeni “0” kalori olmasıdır. Eğer yüksek kalori içeren içeceklerden tüketirseniz bunu dengeleyebilmek için daha az yemek zorunda kalırsınız. Araştırmalar gösteriyor ki karbonhidratları içmektense yemek daha iyidir. Su, tüm vücut fonksiyonları için önem taşır ve günün her saatinde tüketilebilir. Suyunuzu sade olarak içmekten hoşlanmı-yorsanız, içinde taze meyve dilimleri bekleterek tüketebilirsiniz.

kaynak: kadinlarkulubu

23 Haz 2009

Kına Gecesi Potporisi

Kına gecesi yapılacak...

Biraz sıkıntıdayım nasıl olucak ne olucak, yapılınca noluyo yapıldıktan sonra ne değişiyor vs...

Neyse ben işin zevkli kısmına sarılmaya çalışıyorum herzamanki gibi, ve şu piyasadaki bindallılardan fena halde tiksinir durumdayım... Umarım onlardan birini giymek zorunda kalmam :)

Bu nedenle şimdiden kendi potporimi oluşturmaya başladım.
Çok güzel bi abiye ve beline kına gecesi kıyafetine ait bir kemer...



Kırmızı topuklular...



Tabii ki fes:)

11 Haz 2009

Dünyanın en popüler 8 diyeti!


Latince kökeni "günlük gıda tüketimi" anlamına gelmesine karşın, bugün daha çok "formda kalmak ve sağlıklı olmak için beslenme" anlamına gelen "diyet" kelimesi, günümüzde artık kadın ve erkek ayrımı olmaksızın herkesin yaşamının içinde yer alıyor. Günümüzde "kilo vermek, kilo korumak amaçlı, yaşam biçimi olarak kabul edilen gıda ve içecek tüketimi" olarak tanımlanan diyet, coğrafi bölgelere, tüketim alışkanlıklarına dayalı yüzlerce farklı seçenekte karşımıza çıkıyor. ABD’de bulunan, internetten de yayın yapan Medicalnews Grubunun yaptığı ve yayımladığı araştırmaya göre, ulaştığı kişi sayısı, alınan olumlu geri bildirimler, basında yer alma sıklığı gibi kriterler göz önünde bulundurulduğunda, zaman zaman başta ABD olmak üzere farklı ülkelerde tartışmalara neden olan Atkins diyeti, hala en popüler diyet olma özelliğini koruyor.

ATKINS DİYETİ

ABD’li kardiyolog Robert Atkins tarafından geliştirilen Atkins diyeti, vücuttaki insülin oranının ani yükseliş ve düşüşlerini engelleme prensibine dayanıyor. Atkins diyetinde rafine karbonhidratların vücutta ensülin seviyesinin hızla yükselmesine, sonra da hızla düşmesine neden olduğuna, bu döngünün de kişinin daha çok yeme isteğiyle sonuçlandığına işaret ediliyor. Bugüne kadar çok sayıda kişinin beslenme düzenine öncülük eden Atkins diyeti, kişiyi normalde tükettiğinden daha fazla protein almasına teşvik ettiği gerekçesiyle kimi diyetisyenler ve beslenme uzmanları tarafından eleştiriliyor. Diyetin özellikle eleştirilen bir diğer yönü de, uygulayıcıları tarafından bir yaşam biçimi olarak benimsenmesinin zorluğu ve bir süre sonra bırakılması.

ALAN DİYETİ

Dr. Barry Spears tarafından geliştirilen Alan diyeti, beslenme düzeninde yüzde 40 oranda karbonhidrat, yüzde 30 yağ ve yüzde 30 protein tüketimi prensibine dayanıyor. Rafine edilmemiş karbonhidratlar ve yağların tüketimine ağırlık verilen Alan diyetinde, işlenmiş ürünler yerine karbonhidrat ihtiyacının meyvelerden ve lif bakımından zengin sebzelerden karşılanması tavsiye ediliyor. Alan diyeti, diğer diyetlerden farklı olarak, alınan kalori miktarının azaltılmasını öngörmüyor, yiyeceklerin "doğru şekilde bölüştürülmesini" öneriyor. Her öğün, bir porsiyon et, bunun iki katı oranında iyi karbonhidrat ve zeytinyağı, fındık, ceviz gibi "iyi" yağlar tüketiyorsanız, sağlıklı bir alanda yaşamayı sürdürüyorsunuz demektir.


VEJETARYAN BESLENME

Vejetaryenliğin farklı türleri olmasına karşın, lakto ovo vejetaryenlik en sık görülen tür olarak biliniyor. Lakto ovo vejetaryenler, yumurta, süt ürünleri ve bal dışında hayvansal gıda tüketmiyorlar. Son yıllarda yapılan araştırmalar, vejetaryenlerin daha ince görünümlü olduklarını, metabolik hastalıklara daha nadir yakalandıklarını ve daha uzun yaşadıklarını ortaya koyuyor.

VEGANLAR

Vegan beslenme, bir diyet yönteminden daha çok, net bir yaşam biçimi, yaşam felsefesi olarak kabul ediliyor. Veganlar, bal, süt ürünleri ve yumurta dahil, hiçbir hayvansal gıdayı tüketmiyor, bu beslenme biçimini sağlıklı yaşamak kadar, çevresel ve etik gerekçelerle seçiyor. Tüketilen gıdaların yeterince çeşitlendirilebilmesi durumunda, veganlar, lakto ovo vejetaryenler gibi, sağlık konusunda birçok avantaja sahip oluyorlar.

KİLO AVCILARI

ABD’de 1960’ların başında kilo veren ve tekrar almaktan korkan bir ev kadını tarafından başlatılan hareketin, 30’dan fazla ülkede taraftarları bulunuyor. "Kilo avcıları", internet ortamında, düzenlenen toplantılarda sık sık bir araya gelerek, hem birbirlerine destek oluyor, hem de diğerlerini denetliyor. "Avcı"lar, diyet ve egzersiz yoluyla vücut kütle endeksini 20-25 aralığında tutma konusunda birbirine destek oluyor.

SOUTH BEACH DİYETİ

Bir kardiyolog ve bir beslenme uzmanı tarafından geliştirilen diyet de kandaki şeker oranının düşük tutulması ve özenle seçilmiş karbonhidrat tüketimi prensibine dayanıyor. Diyet, sürekli çok az yağ tüketimi yerine, iyi yağlar olarak kabul edilenlerin tüketilmesini, aksi takdirde diyetin beslenme alışkanlığına dönemeyeceğini savunuyor.


ÇİĞ GIDA TÜKETİMİ

Çiğ beslenme yöntemini seçenler, çoğunluğu organik olmak üzere, tamamen bitkisel temelli ve hiçbir şekilde işlenmemiş gıdaları tüketiyorlar. Bu beslenme biçiminde, tüketilen gıdaların en az üçte iki pişirilmeden alınıyor. Çiğ gıda tüketenlerin tamamına yakını hayvansal gıdayı diyetine dahil etmiyor.

AKDENİZ DİYETİ

Yapılan değerlendirmede, popüler diyetler arasında tüketilen ürün çeşidi, zenginliği bakımından en sağlıklı ve başarılı beslenme türleri arasında gösteriliyor. Güney İtalya, özellikle de Yunanistan’ın Girit adasındaki beslenme biçiminin esas alındığı bu diyet, bol miktarda taze sebze ve meyve, tahıl, tohum, peynir, yoğurt, et olarak bol miktarda balık, az miktarda kırmızı et ve bolca zeytinyağı, makul oranda şarap tüketimine dayanıyor.

12 May 2009

Kanseri Sağlıkla/Sağlıklı Yen

JOHN HOPKINS HASTANESİ'NDEN KANSER RAPORU


1) Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.
2) Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.
3) Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.
4) Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir.
5) Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.
6) Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.'deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.'de organ tahribatına yol açar.
7) Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar ve zarar verir.
8) Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.
9) Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.
10) Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.
11) Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.
KANSER HÜCRELERİ AŞAĞIDAKİLERLE BESLENİRLER:
a- Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg'in aminosu veya deniz tuzudur.
b- Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.
c- Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.
d- %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40o C'de yok olurlar.
e- Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.
12) Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.
13) Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.
14) Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyaç olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.
15) Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.
16) Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.
JOHN HOPKINS HASTANESİ'NDEN KANSER GÜNCELLEMESİ
1) Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.
2) Dondurucuya su şişesi koymayınız.
3) Mikro dalga fırınına plastik ambalaj koymayınız.
4) John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadı r. Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin salınmasına neden olur.
Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar içindeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için geçerli. (İngilizce metndeki fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.) Söylediğine göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden olmaktadır.
Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak için Corning Ware, Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından çıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır.
Kağıt uygundur, ama kağıdın içinde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food restoranlarını n plastik köpük kaplardan kağıt kaplara döndüğünü de hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu.
Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi. Yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, yüksek sıcaklıkta plastiğin içindeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır. Yiyecekler plastik yerine kağıt havlu ile örtülebilir.

Lütfen bu makaleyi hayatınızda sizin için önemli olan herkese okutun.

19 Nis 2009

Cildinizi Genç Tutan Yiyecekler


Bazı besinler cildimizi yaşlanmaya karşı koruyup daha canlı ve gergin olmasını sağlarken bazıları da cildin yaşlanmasına neden oluyor.Soya filizi: Vücudun kendi hormonları kadar etkili. Cildi dolduruyor ve gerginliğini sağlıyor. Ispanak, lahana: B vitamini bağ dokusunun sıkılığını destekliyor, selüliti önlüyor. Yeşil çay: Serbest radikallere karşı önemli hücre koruyucu maddeler içeriyor ve böylelikle yaşlılığın doğrudan hücrelerde durdurulmasını sağlıyor.

Su: Hücrelerin ve bağ dokularının dolgu ve destek gereksinimini karşılıyor. Besinlerin hücrelere taşınmasını, atıkların da hücrelerden çıkışını sağlıyor.

Som ve ringa balığı: Vücudun acil ihtiyaç duyduğu ama kendi başına üretemediği doymamış yağ asitleri içeren bu balıklar, hücrelerdeki yaşlılık sürecini yavaşlatarak Anti-aging’de anahtar görevi görüyor.

Sarmısak: Bileşimindeki allizin maddesi kan dolaşımını harekete geçirerek cildi arındırıyor. Böylelikle cilt sağlıklı bir renge kavuşuyor.

Tavuk: Vücudun güzellik hormonları üretmek için ihtiyaç duyduğu yüksek değerde protein içeriyor. Ayrıca kolajen üretimini ve bağ dokusundaki liflerin yenilenmesini destekliyor.

Zeytinyağı: Soğuk preslenmiş hali sağlıklı yaşam için bire bir olan bu yağ, erken yaşlanma ve kırışıklıklar için mükemmel bir silah. Doymamış yağ asitleri hücreleri tehlikelerden koruyor.

Yumurta, süt: Dikkat çekici şekilde “niacin” maddesi içeriyorlar. Bu B vitamini depoları hücre yenilenmesi için vazgeçilmez olarak tanımlanıyor.

Rezene: Haftada birkaç kez sofrada olmalı. Kalsiyum zengini bu ot, ciltte su depolanmasını sağlıyor ve hücre yenilenmesinde görev alıyor.

Avokado: E vitamini açısından oldukça zengin. Böylece serbest radikallere karşı içeriden de etki ediyor.

Elma: Şeker ve ensülin cildi yaşlandırıyor. Buna karşın elma kan şekerini sabitliyor ve ensülin iniş çıkışını engelliyor.

Cidinizi yaşlandıran yiyecekler

Margarin: Kahvaltı ve kızartma yağı olarak sofralarda yer verdiğimiz margarindeki doymuş yağ asitleri cilt hücrelerine zarar veriyor ve vücutta yağ olarak depolanıyor, kısacası şişmanlatıyor.

Kahve: Ensülin oranını artırdığı için cilde zarar veriyor. Ayrıca stres hormonu kortizolü harekete geçiriyor.
Yaşlandıran yiyecekler

Havuç: Havuç, muz, üzüm ve mango gibi meyve ve sebze türleri, yüksek glisemik indeksleri dolayısıyla Perricone’nin yasaklı listesinde yer alıyor. Glisemik indeks, kan şekerinin bir öğünde ne kadar arttığını gösteriyor.

Portakal: Her ne kadar vitamin açısından yüksek bir meyve olsa da şekeri yükseltmesiyle de biliniyor. Bu yüzden sağlıklı C vitamini alabileceğimiz meyveler elma ve limon.

Pizza: Pizzadaki karbonhidrat yağ yakımını engelliyor. Ama haftada bir kez yemek zarar vermiyor.

• Alkol alımı cildi yaşlandırıyor

• Şekerli besinler kana hızla karışır, ve sizi çabuk yaşlandırır.

• Kırmızı et de cildinize zarar verir.

• Kızartmalardan uzak durun.

• Tuzdan olabildiğince uzak durun.

Kaynak: milliyet.com.tr

30 Mar 2009

Kadın Alışveriş Yapıyorsa Bir Nedeni Var!



İngiliz bilim insanlarına göre kadınlar adet döneminden 10 gün önce alışveriş isteklerini engelleyemiyor


Psikologlar, kadınların belli dönemlerde hiç giymeyeceklerini bildikleri kıyafetleri bile satın almaktan kendilerini alıkoyamamalarının ardında bilimsel gerekçe bulunduğunu, bu çılgın alışveriş eğiliminin kadının adet takvimiyle yakından ilişkisi olduğunu açıkladı.
Yapılan çalışma, kadınların "luteal dönem" adı verilen, adet görmelerine 10 gün kala başlayan dönemde harcama isteklerine gem vuramadıklarını gösterdi.
Hertfordshire Üniversitesi mensubu bilim adamları, kadının aşırı alışveriş yapmasının ardında, vücudundaki hormonal değişimle başa çıkma isteğinin bulunuyor olabileceğini bildirdi. "Pre-menstrual sendrom" adı verilen, aşırı sinir ve duygusallıkla ortaya çıkan bu rahatsızlık her 10 kadından 9’u tarafından her ay yaşanıyor.
18-50 yaş grubundaki 443 kadın üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarını açıklayan Prof. Karen Pine, "Kadının harcama isteği adeti geciktikçe artıyor" dedi.
Pine, gereksiz alışveriş yapıp mali durumunun bozulmasından korkan kadınların adet olmadan 10 gün önce başlayan dönemde çarşıya çıkmamaları gerektiği uyarısında da bulundu.

13 Şub 2009

Sports Illustrated Bikinileri

Yaz geliyo, ufaktan yavaştan pikini beğenip bakmaya başlamalı artık... bütün bi kış kum güneş ve tuzlu suyun özlemiyle hayal kurmadıkmıı!! :P

tamam abartmıyorum süper bikini çeşitleri arasından yani yaklaşık 70 bikini arasından beğenbdiğim birkaçtanesi aşağıda favorim ilk sıradaki ve sonraki...