13 May 2008

Arnold Şivay Zerrin Egeliler:)

Yiğit Özgür'ün Ayfer Ablası






Erotik öykülere verdiği ayar ile gülmekten çatlatmış çizerdir...uzun ama okuyan pişman olmaz...

erotik öykü:komşumuz ayfer abla...

adım tahsin yolbeyli, 23 yaşındayım. bu yaz tatlilinde komşumuz ayfer ablayla yaşadığım macerayı sizinle paylaşmak istiyorum. ayfer abla iki yıl önce kocasıyla birlikte apartmanımıza taşınmıştı ve ben, o günden beri onun için çıldırıyordum. ayfer abla 32 yaşında 1.65 boylarında beyaz tenli enfes bir kadındı.

kocası ümran abi 39 yaşında 1.85 boyunda atletik yapılı, yanık tenli, nefis bir adamdı. ama konumuz o değil, konumuz ayfer abla.

ayfer abla sürekli giydiği askılı bluz ve mini etekle aklımı başımdan alıyordu. bir gün dayanamayıp kendisine açıldım.
-ayfer abla sürekli niye aynı şeyleri giyiyon?insan kokar yav.
-yıkıyoruz herhalde.

aradan günler geçti. o gün başıma geleceklerden habersiz, semtimizin bakkalı ismet abiyle sohbet ediyordum... ismet abi 43 yaşında 1.50 boylarında buğday tenli, buğday gibi bi adamdı...oldukça atletik bi gülümsemesi vardı... konumuz ayfer abla olduğu için onu da es geçiyoruz...

ben bakkaldayken içeri ayfer abla girdi...üzerinde vücut hatlarını belli eden bir tişört vardı... nereye gittiğini sorunca köpeği muffy'yi gezmeye çıkarttığını söyledi...

muffy 1,5 yaşında, 40-45 santim boylarında enfes bir köpekti... ipek gibi tüyleri... amaan, ayfer ablaya geçiyorum...

ayfer abla beş on dakika muffy'ye göz kulak olabilir miyim diye sordu. hemen kabul ettim tabi... eğilip köpeğinin tasmasını takarken gözlerime inanamadım... sütyen giymemişti!!!

aklımı kaybedecek gibi oldum... elim ayağım birbirine dolanmıştı... sonra ayfer abla muffy'yi bırakıp gitti... o gidince hayvan huysuzlandı... havlamaya başladı... sakinleştireyim diye kucağıma alınca gözlerime inanamadım... sütyen giymemişti!!!

hemen ismet abiyi kontrol ettim. o da sütyen giymemişti!!! peki kimdi bu sütyeni giyen?!... tanrım yoksa...

aman allahım ben giymiştim! hem de annemin sütyenini giymiştim! hatırlıyorum annem bu sütyeni tuhafiyeci erhan'dan almıştı...

tuhafiyeci erhan 1.75 boylarında, kumral... lan ben bu sütyeni nasıl giydim lan?!.

hemen sütyeni çıkarıp muffy'ye taktım. muffy çıkarıp, ismet abiye attı... ismet abi de dolgun kalçalarını sergileyerek sütyeni tezgahın altına sakladı...

o esnada ayfer abla içeri girdi!.. üzerinde vücut hatlarını gösteren bi gömlek vardı... hani tişört vardı, gömleği ne zaman giydin diye sorduk... tuhafiyeci erhan'a uğradım ondan aldım dedi...

(sahne: tuhafiyeci erhan ve ayfer abla cinsel münasebettedirler)
tuhafiyeci erhan 1.75 boylarında, kumral. bi dakka noluyo lan orda? vay şerefsizler!!
-git lan! git!..

işte böyle.. artık muffy, ben ve ismet abi her gün buluşup sevişiyoruz...hayat bizim için çok daha renkli oldu. öyle değil mi ismet abi?
-harbiden dolgun mu lan kalçalarım?!?...



:)))

12 May 2008

Free Rice

yeni karsilatigim bir internet sitesi

freerice.com


Iceridikei mantik Ingilizce kelimelerin yine Ingilizce olan esanlamlilarini dogru tahmin edersin Afrikali çocuklara 10 tane pirinc tanesi gondermis sayiliyorsun, 10 pirincte ne ise yarar demeyin nekadar cok kelime bilirseniz o kadar kilo pirinc gidiyor:)

Eee amac ta biraz bu sanki tam cozemedim olayi

Guvenilirligini
Ama pirinc isi fiyasko olsa bile biz ingilizce kelime ogrendigimizle kaliriz gibime geliyor:)

http://www.freerice.com/index.php

6 May 2008

..anladım...

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, kendi yolumu çizdiğimde anladım...


Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil... Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..


Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış, aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, neden hiç ağlamadığını anladım... Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım...


Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, çok acıttığında anladım...


Fakat, hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım...


Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, yüreğini elime koyduğunda anladım...


''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, sana ''git'' dediğimde anladım...Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, git dediklerinde gittiğimde anladım...


Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım...


Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, gerçekten pişman olduğumda anladım...


Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, yüreğimde sevgi bulduğumda anladım...Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım...


Sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Can Yücel...

Bir Kişi...

senden önce tükketiğim bir ben vardı içimde ve düşlere inanç beslemenin cezasını sana ödettiremezdim.

Bilmiyorum..ben gittikten sonra kaç kova şiir döktün peşimden ama ben sana dönen bütün yollara ekmek dökerek gittim.Seni kaybetmenin, senin bir daha göremeyecek olmanın ihtimalini, bir kaç parça ekmek kırıntısıyla avutmak istedim..Olmadı.Kanatsız, tüysüz, biçimsiz umutsuzluklarım bütün ümitlerimi peşimden yedi...Ama ben ümidimi kaybetmeden baktım arada sırada arkama.Belki gelirsin "bunlar bi masal kedi.birazdan çikolatadan bi ev çıkacak, sonra bi cadı senide çikolata yapacak, en sonunda gelip kurtaracağım seni.Don't worry my man" demeni çookk bekledim..Vallaha çok bekledim.Ama seni gelmeyişinin beedelini ben ödedim.

Beklemek bir otobüs durağı gibi, bir otobüs durağı afişi gibi, afişdeki bir yüz gibi, yüzün baktığı bir çift yabancı göz gibi..Yani çabuk biter afişlerle, iki yabancı göz arasındaki aşk.Güzel gözlerin sahibi kadın, biner ilk otobüse...Arkdasından bir kaç parça yazı, bir uzaklaşan otobüs sesi..Ve dua etmeye başlar afiş "allahım birisi üstüme şarap döksün, döksün, döksün..amin"

kızgın mısın bilmiyorum ama dindirmek istersen kızgınlığı, buyur..ÇEkilme, çekinmede..bilirisin alışıktık seven yanım acılarına...Öpüldünüz matmazel..



Alıntı

Ya dindir bu sensizliği

Sevgili...!


Nokta kadar gücün olsa da seslen bana kaldığın yerden.Bana gelen herşeyini mukaddes sayarak baş tacı edeceğim güruhumda.

Diyarlar dolaşıyor gezginler.Seyyahın maslahında bir sevgili yaveri.İçinde buruk,tükenmeyen ve fakat anıyla dolu onca zaman.Sevgili ülkesinde bir sevgili gezgin ile sevgilidir dolanan şehir şehir.Eğer içinde bir sevgili tasviri varsa attığın her adım sevgiliye atılan bir nişanedir.Aşk yolunda.

Sevgili...

Bu yol çılgın düşlerin,kırılmaz tasvirlerine şahit oldu.Sensizliğin ülkesinde şehirleri sarnıçlara sakladım.Üveyik zamanlar kanatlanıp giderken içimde eskiye dair bir sen tasviri.Hacetim özleminde boy veren bir yediverendir.Mor menekşenin kıvamında bekleşen tomurcuklar pencere önünde senin yansımandır.

Bana gül-benizinden denizler düşündür...uykusuz rüyalarımda.İçinde sen'a dair bitip tükenmeyen bir yol olsun.ve ben o yolu senin için arşın arşın adımlayıp durayım.İster Çöl tasvirinde susuz bırak,ister aşılmaz dağlardan setler aç yoluma.Ama sen olsun içinde sen'a dair.Çünkü sen bir sevgilisin.Sevgilisin.

Sevgili...

Hünerli sözlerim yok.Seni tasvir edecek kelam yok.Seni sen yapan senin özündür.Bu yüzden katıksız bir bekleyişle seni özlüyorum kementler atarak yüreğime.Bana sen söyle.Sen söyle bütün özleyişlerimi.Çünkü sen bir hasretin en mukemmel ifadesisin şimdilerde de.Sonralarda.

Sevgili...

Hasretinin sesi ağıt yaktırıyor,kinayesiz,mecazsız.Sözsüz bir bekleyişte öylece susan ebabillere eşlik eden düşlerim,seni yaşamaya çalışıyor sensizliğin peşrevinde.Bana bir taksim ayır gözlerinin derinliklerinde.Dalmak için zamanı sen say.Saniyeleri kopartmam dalından.Beklemeden,durmadan,eriyeyim bütün maviliğinde.İşte sen diyeyim...İşte sen..Sen diye diye yakılsın yüreğim.Yansın kavrulsun...Sen...

Sevgili...

Bana nihayetsiz bir aşkı sunsanda sana aşkın ikilem yapmayan temaşası ile bakıyorum.Sen aşkın en safi,en hünerli,en sözsüzün.Aşk sende büyüdü.Aşk sen oldu.Aşkın sendeki yansıması aşkın mukemmelliğinden değil,bilakis senin güzelliğindendir.Aşk sensin.Sen aşksın.

Sevgili...

Onca zaman yanarken bir içten içe.Hasretini yazdım yürüdüğüm her adımda.Belki ağlayışlarımı gizledim senden,belki sustum,belki uyumadım;ama sen hep bendeki hayalinle diri ve bitmezdin.Sana sebebim varlığını VAR edene kul olmaktır.İşaretsiz.Mucize aramıyor kalbim.Ama sen En güzelin En güzel yarattığı aşkısın....ve aşk senden yansımadır.Gerçek aşktan.

Sevgili...

Ya dindir bu sensizliği; ya da bırak daha fazla sen olayım...


BENi BENSiZ BIRAKMA

Tek kanatlı, solgun düşlerimi, yüzünde kanayan o kutsal ışıkla aydınlatan sonsuzluğum... Sana neyi anlatayım? Evet yalnızım. 

Konuştukça, arzuladıkça, özledikçe, en kötüsü yaşadıkça canım acıyor.
Ruhumu yaktıktan sonra şimdi de damarlarımda dolaşan sensizliğin etimi yakan acısını mı? O acıyı uyutsun diye sığındığım ama sevgini orada da hep ama hep kaybettiğim soğuk rüyalarımı mı? Odamın tavanındaki yoksulluğumu ve kimsesizliğimi harç yapıp içine doldurduğum o derin,o sonsuz çatlakların altında, sen, diye her gece koynuna girdiğim o zamansız ölümlerimi mi?

Şimdi burada değilsin. Ama beni duyabiliryorsun, biliyorum. Kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur.Çünkü bunu sana ancak bir kez söylemeye cesaretim var. Seni ait olduğun çevre için değil, bana ait olman için değil, karşılığında beni sevmen için değil...Sadece sen olduğun için sevdiğimi söyleyebilseydim...
Ne zaman sevgine acıksam kendi kalbimi yedim.
Kendi etimi, aşkımı, ruhumu yedim.

Yüreğimin en saklı yerinde yalnızca senin elin dolaşmıştı. 

Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim.
Seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim. Seni, dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp yazdığın mektuplarca sevdim.

Seni umutsuzca, beklentisizce, hayallerce sevdim uzağından.
Zamanla kırgınlık kimlik değiştirdi ve vazgeçiş oldu benim için. Unutmanın en ağırı unutamadan unutmaktır.
Seni sonsuza kadar kaybetmek, kimlik değiştirdi ve unutmak oldu benim için...

Anlamadın mı artık, varlığım sana acı vermek için değil, sadece seni sevebilmek için yaşadım ben... Hala seninle geçireceğim anların telaşıyla, tüketir gibi yaşıyorum sensiz geçen günlerimi...Seninle geçen zaman bir daha tekrarı mümkün olmayan, doğaçlama bir melodi gibi benim için. Sanki birlikte yazılmış kaderimizin sayılı dakikalarından an çalıyorum. Öyle birikmişsin ki içimde... Seni yaşamakla tüketmem, seni sıradanlaştırmam mümkün değil. İçime çektikçe çoğalıyorsun sevgili...
"Sevgilim, beni bensiz bırakma olur mu? Çünkü sen nereye gidersen git, ben oradayım. Benim başka gidecek bir yerim yok.

Benim senden başka gerçeğim yok. Sende yaşıyorum ben sadece.
Senin kalbinin topraklarında yaşıyorum ben. Beni bensiz bırakma olur mu...."seni çok seviyorum"

Ya kendini bırak bana...

Ya kendini birak bana,
ya da beni bana birakta yasayayim..

bu nasil ayrilik bir daha gelme.. geLmede alisayim..
ben senin yalniz kalislarinda tek adresim olamam..
ya benim oL herseyinLe..
ya da unut herseyimle..

yillardir denedik olmadi, suc biraz sende birazda bende
ama uzatmayalim artik sakin bir daha gelme..

Sonmuyor atesimiz.. Ama alev alevde yanmiyor..
Ayrilik zor ama beraberken de oLmuyor..
yaziLmissa bir kez iLahi kaLemLe kaderimiz
hic bir kaLem siLip bastan yazmiyor..

antu

Kalp Kırıklığı





Kalp kırıklığının ilk aşaması, korkunç bir kırgınlık hissi. Ama tamamen geçici ve iyileşmek için gerekli. Bununla daha kolay başa çıkmak için aşağıdaki adımları takip edin.

1-ZAMANA ODAKLANIN
Duygusal kriz sırasında ihtiyacınız olan, sizin için en iyi olan şeyi yapmayı öğrenmektir. Sizi harap eden bu durumla başa çıkarken, zamanı durdurmak en sağlıklı yoldur. En sevdiğiniz müziği dinleyin hatta sesinin açın, siz de söyleyin. Arabanıza binin, pencereyi açın, rüzgarı yüzünüzde hissedin. Geçici bir süre de olsa hayata dair bir şeyler hissetmek, sizi endişe ve üzüntülerinizden uzaklaştıracaktır.

2-ZAMANI KULLANIN
İlişkiniz bittiğinde, sürekli aklınız onunla meşgul olur. Bu gergin duyguyu idare etmek için zamanınızı daha verimli yapılandırmanız gerekir. Gününüzü doldurun. Öğle yemeklerine gidin, dışarı çıkın, sinemaya hatta masaja zaman ayırın. Bu gibi durumlarda çalışmak gerçekten çok yararlıdır. İş, kafanızı dağıtmanıza yardımcı olan bir terapi gibidir. Acınızı hafifleten, sizi oyalayan çeşitli faaliyetler, bu zor günlerle daha kolay başa çıkmanızı sağlar.

3-BU GÜNÜ DÜŞÜNÜN
Kendinizi bir anda tüm geleceği silinmiş gibi bile hissedebilirsiniz. Kendinize bunun sadece bir ümitsizlik duygusu olduğunu ve gerçek olmadığını hatırlatın. Gelecek hakkında endişelenmektense, bugün yaşamla ilgili korkularınızı yenmelisiniz. Gelecekte sizi yeni aşklar bekliyor olabilir.

4-GÜÇLÜ OLUN
Bu geçici ayırımda ayaklarınızın üstünde durmayı öğrenmelisiniz. Duygusal güveninizi de yeniden yapılandırın.

5-KENDİNİZİ ŞIMARTIN
Terkedilmek, kalbine bıçak saplanmak gibi bir duygudur. Diğer yaralar gibi, kalp yarasının da iyi bakıma, şımartılmaya, iyileşmeye ihtiyacı vardır. Kendinize zaman ve ilgi gösterin.

6-KENDİNİZE DESTEK ARAYIN
Bir aşkı kaybeden insanın, dertlerini paylaşacak insanlara ihtiyacı vardır. Size destek olacak arkadaşlarınızla, ailenizle görüşün.

7-ÖĞÜTLER DİNLEMEYİN, SİZ ANLATIN
Öğüt almak yerine sadece duygularınızı dinlemeleri için arkadaşlarınızı arayın. Öğütler kendinizi kötü hissetmenize, hatta zayıf olduğunuz sinyalleri almanıza bile neden olabilir. Üstelik bu size daha çok acı bile verebilir. Kalp acısı sadece sizin hatanız değil. En çok ihtiyacınız olan şeylerin destek, arkadaşlık ve anlayış olduğunu unutmayın.

8-DESTEK GRUPLARINA KATILIN
Sizinle aynı şeyleri yaşamış insanlarla tecrübelerinizi paylaşmak iyi gelecektir. Hatta internet üzerinden bile böyle gruplara katılabilirsiniz.

9-GÜNLÜK TUTUN
Kendinizi pozitif düşünceye odaklanmış olarak tutmak ve bu acı dolu zamanı bir tecrübeye dönüştürme yolunda ki kararlarınızı desteklemek için günlük tutun.

10-DANIŞMAN ARAYIN
Çok gerekli görürseniz psikolojik danışmanlardan destek almaktan çekinmeyin. Sizin için iyi bir terapi olabilir. Kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir.


alıntı: şiirkolik

...



Ellerim içimde bir kan gölüne batıyor
Bağırıyorum kimseler duymuyor sesimi
Dişlerim hırsla dudaklarımı kanatıyor
Ve senden uzakta verirken son nefesimi
Seni arıyorum

Bu son aldanışım, son yıkılışım olacak
Gelsen de boş artık gelmesen de, ben yokum
Yine de son bir ümit kırıntısıyla, bak
O herşeyi yitirdiğim anda bulduğum


Ümit Yaşar Oğuzcan

Kavuşma Günü

En güzel gülüşünle karşıla beni
İşte geldim yanına yorgun ve yitik
Yılmışım, yıkılmışım, kahrolmuşum
İçimde tarifsiz bir gariplik

Anlamaya çalış bir şey sormadan
Yaklaş yanıma, gözlerime bak
Dağıt saçlarını çocuklar gibi
Sonra başını omuzlarıma bırak

Dertliyim, kahırlıyım, efkarlıyım
Ağır, çaresiz hüzünlerle geldim sana
Birlikte ömür boyu yaşayacağımız
Perişan gecelerle, günlerle geldim sana

Paramparça hayallerim, umutlarım
Ne kalmışsa içimde kırık dökük
Al, yeniden yarat beni, ayıkla arıt
Baksana, bütün ışıklarım sönük

Pelte pelte karanlığım koyu, zifir
Göklerin üstüme abandığı gecelerdeyim
Dinle, sana bir şarkı söyleyeceğim özlem dolu
Dinle, bütün çalgıların sustuğu yerdeyim

Oysa ki sen aradığım, bulduğumsun benim
Oysa ki bu en güzeli kavuşmaların
Bakma şimdi böyle kahırlı olduğuma
En mutlu şiirleri söyleyeceğim sana yarın

Yeter ki mahşere dek beni özle beni sev
Zamanların en ölümsüzünde yaşat beni
İşte geldim yanına alev, alev dopdolu
Al dilediğin gibi yeniden yarat beni


Ümit Yaşar Oğuzcan

Bu gece her şey Çok Farklı Olacak

Sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: Örneğin beni dövmene müsaade edeceğim. Bir gözümü de çıkartabilirsin. Yalnız, kemik kırma konusunda kararsızım. Kemiklerim bana lazım

Sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: Örneğin evi yakabilirsin. Yangın, mahalleye yayılmadan kaçmayı başarabilirsek, sana o istediğin uyduyu alacağım.

Sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: Örneğin içip içip dağıtabilirsin. Ama kustuğun küvette kusmuğunla yıkanmam için ısrar etmeyeceksin.

Sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: Örneğin içkine buz yerine eskimo da atabilirsin.

Sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: Dilediğin kadar bağırarak şarkı da söylebilirsin. Bütün apartmanı silah zoruyla koroya almamak şartıyla.

Sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: Canının çektiği yemeği de pişirebilirsin bana. Yalvarırım, baharat olarak kepeklerini kullanma!

Sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: Çılgınlar gibi sevişebiliriz de. Ancak seyretmeleri için aileni çağırmaman koşuluyla. ( Bilet kesmen de cabası! )

Sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: Gribal enfeksiyonumuz esnasında aynı kâğıt mendili, aynı ilaçları ve aynı doktor tacizini kullanacağız.

Sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: Ev sahibine kira karşılığında sümük koleksiyonunu, bakkaldaki veresiye karşılığında dolmuş elektrik süpürgesi torbalarını, telefon borcu karşılığında kafaderini, diğer faturalar karşılığında ise istikbalini elden çıkartabilirsin! Benim kirli iç çamaşırı portföyüme dokunma sakın!

Sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: İdrar ve kan tahlilleri için, öpüştüğümüz ağızlarımızı kullanacağız. Evimize misafirliğe gelen en yakın arkadaşımı doğrayıp leğen yapmana da kızmayacağım. Ama eski sevgilimi çamaşır makinesinde yıkama fikrine şiddetle karşıyım.

Sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: Beni hecelerime ayıracaksın.

Sana söz veriyorum, bu gece herşey çok farklı olacak: Maça iyi hazırlandım.

Sana söz veriyorum, bu gece herşey çok farklı olacak: Aşırı pozitifim; bütün her yer A-Rh(+), dekoratif bir renkle şenlenecek. Bıçakları, makasları, törpüleri ve salata kepçelerini bileylettim.

Bugün seninle yıldönümümüz sevgilim! Söktüğüm bir ayak tırnağımı armağan edeceğim sana ve senden alt dudağını kesip, bana armağan etmeni bekleyeceğim. Mutlu yıllar sevgilim!. Az önce kötü vurmuş olabilirim, evet!. Ona kadar sayıyorum şimdi ve kalkmazsan eğer kendime yeni bir sevgili bulmak için gardiyana sesleneceğim:

-"Heey! Görüşme bitti!. Bir geceliğine sevgilim benim yerime delirebilir mi?!"

Bu da Küçük İskender'den...

Selçuk Erdem'in İlkokulda Yazdığı Bir Kompozisyon

İlkokul 2. sınıfta yazdığım bir kompozisyon Sınıf ortasında okuduğum zaman, öğretmen ve arkadaşlarım tarafından pek tutulmamış bir kompozisyon… Yazım hataları düzeltilmemiş, parantez içindeki notlar şimdiki ben tarafından eklenmiştir.


KONU: Çevremizde neler görüyoruz? Ben çevremde çok şey görürüm. Yaşasın çevremiz. Çevremiz olmasaydı hiç birsey göremezdik bence. O zaman Ufuk'u da göremezdik. Ufuk benim en iyi arkadaşım. Ufuk neler yazdı defterine bakıyorum. Öğretmenimiz hep arkadaşınızın defterine bakmayın der, ama su anda bakmam lazım çünkü benim çevremde Ufugun defteri var. Ufuk benim arkadaşımdır. Ufuk salak değildir. Çünkü arkadaşımıza salak demek ayıptır. Ayıp olmasa Ufuk'a salak diyebilirdik. Ama diyemedik. Bunun ayıp olduğunu öğretmenimiz öğrettiydi. Öğretmenimiz bize hep öğretir. Ne güzel şeyler öğretir.

Böyle bir öğretmenimiz olmasaydı biz ne yapardık? Okula gelmezdik. Tabi o zaman hemen sevinmezdik hemen çok üzülürdük. ('çok' sözcüğü araya sonradan sıkıştırılmıştır) Öğretmenimiz bize "arkadaşlarınıza salak demek ayıptır" demişti. Bende "o zaman aptal demek ayıp değildir" dedim. Öğretmenimiz hepsi ayni dedi. Ben de "bu bilgi hayatta ne isimize yarayacak" diye sordum. Öğretmenimiz "Bu konu burada kapanmıştır" dedi. Ama kapanmamıştı tabi. Ufuk defterine şunları yazmış: Ben çevremde neler görüyorum:

Ağaçlar, evler, yollar, insanlar, kadınlar, kuşlar, taslar, topraklar, kediler, köpekler, böcekler, bulutlar, annem. Gerçekten de Ufugun annesi hep çevresinde dolaşır. Sabah okula getirir, aksam eve götürür, derslerde de pencerenin önünde zıplayarak oğlunu görmeye çalışır.

Bence çok komik. Kafası bir görünür, bir kaybolur. Yazın pencere açıkken silgiyle kafasını vurmaya çalışırız. Ama havada durmayıp hemen düştüğü için vurmak çok zordur. Yani bunların dışında Ufugun gördüğü ilginç bir şey yok. Çevremiz çok sıkıcı değil. Ben sanki görmüyorum ağaçları, evleri. Salak! Sana demedim, bu sayılmaz, ağaçlara dedim Ben çevremde hep değişik şeyler görürüm. Mesela geçen gün çevremde bir tane tavuk adam gördüm. Tabi hemen arkadaş olduk. Çok ilginçti. Ufuga anlattım ama Ufuk inanmadı çünkü o benim anlattıklarımı hiç inanmaz, bunu nereden biliyorum çünkü uzaylılara da inanmamıştı.

"Bir kere, dedi, tavuktan adam olsa o zaman horoz adam olurdu" çünkü tavuktan adam olmazmış horozdan olurmuş. Ben de ona hayatında kaç tane tavuk adam gördüğünü sordum. Hiç görmemiş tabi, ne konuşuyorsun o zaman? (Bu cümlenin sonundaki salak silinmiş, ama iyice bastırılarak yazılmış olsa gerek ki izi kalmış tavuk adam gerçekten var, iste söyle bir şey: !(Burada tavuk adamın temsili bir resmi var) Tavuk adamla geçen hafta, banka sinemasında tanıştık. (Hala var mi bilmiyorum, bizim çocukluğumuzda bankalar, sinemalarda çocuklar için çizgi filmler falan gösterirlerdi) İçerisi karanlık olduğu için diğer çocuklar onu
göremediler tabi (Yalan!) tavuk adam harika birinsan. diğer büyükler gibi insanin canini sıkmiyor. Benim en iyi arkadaşım. Ufuk için salak dedi. Ayıp da olmamış oldu, çünkü o Ufugun arkadaşı değil. tavuk adam çok güçlü, herkesi dövebilir. bu herkese, çevremde gördüğüm herkes dahil, bilmem anlatabildim mi? Bana dedi ki, "Eğer sana sinirlenen bir öğretmenin falan varsa, gelip onun kafasını kırayım, bacaklarını da koparmam elbette mümkün"dedi. Ben de ona "Teşekkür ederim, ama bana sinirlenen bir öğretmenim yok, öğretmenim beni çok sever bence, ben de onu severim.


Onun bacaklarını ikiye ayırıp kafasını gaganla ezmene hiç gerek yok!" Böylece is tatlıya bağlanmış oldu, ama tavuk adam "sen gene de bir şey olursa haber ver, anında gelirim." dedi. Ben de haber vereceğime söz verdim. Simdi bir şey olursa ve ben haber vermezsem tavuk adama karsı çok ayıp olur. Çevremizi tavuk adamla birlikte gördüm. Ona Marstan gelen taslarımı gösterdim, o da bana çokoprens ağaçlarını gösterdi. O kadar çok ki. Hepsinin ortasını açıp çukulatasini yalıyorsunuz, bisküvisini hiç yemiyorsunuz. Ufuk bunlara da inanmıyor. Bana dedi ki "Sen simdi
tavukadamin uçtuğunu da iddia edersin" dedi. Ben de tabi hemen, tavuklar uçar mi be, biz burada güvercin adamdan bahsetmiyoruz herhalde dedim. Böyle bir laf etti için ona salak demedim çünkü o benim arkadaşım Ufuk, o zaman niye getirmiyorsun okula, bizi de tanıştır dedi. Yok ki gelsin dedi. Ama tavuk adam Ergün lunaparka gittiği için okula gelecek vakti yok. Ayrıca kendisinden yok diye bahsedildiğini duyarsa Ufuga çok sinirlenir. Bu ona inanmayan başkaları içinde geçerli olur. O zaman yumurtasını getir dedi. Sanki tavuk adam bütün gün aptal aptal ortalıkta dolaşıp yumurtluyor. Tavuklarla tavukadamlari birbirine
karıştırmamalıyız. Çünkü hangisini kesemeyiz.

(Birbirine karıştırırsak hangisini keseceğimizi bilemeyiz demek istiyor) Çevremizde neler gördük? Ufuk gibi biz de çevremizde kus
gördük, ama biz gittik konuştuk. Göç eden kuşlar artik havalar ısınmaya başladığı için geri dönüyorlar. Onlara keşke dönmeseydiniz, çünkü havalar gene soğuyacak dedim. Onlar da bana belki bu yıl soğumaz bir umut dediler. Yaz bitmezse gerçekten çok iyi olur. Çünkü yaz bitince okullar açılır. Ama yaz tatilindeyken çevremde okulu görmüyorum. Tabi hemen okulumu özlüyorum. En çok da öğretmenimi özlüyorum. Yararlandığımız kaynaklar: Çevremiz,büyüklerimiz, öğretmenimiz, tavuk adam. (Son olarak bir ekleme yapmak istiyorum: Ufuk bir salaktır!!!)

SELÇUK ERDEM

Bedensel Engelliler Dayanışma Derneği

Engelleri Aşmak O Kadar Zor Değil

"Ayaklarına, gözlerine belki de ellerine engel koyabilirsiniz ama yüreklerini engelleyemezsiniz..."



Bedensel Engelliler Derneği

5 May 2008

Amerika'da Burs Verilen Spor Dalları

Amerika'da spor bursu ile eğitim almak isteyen gençlere birçok antrenör ve üniversite ile iletişim kurulma şansı veriliyor.



ÖSS den baraj puanı üstü alan lise mezunu ögrencilerin yanısıra lisans ve yüksek lisans (yaş sınırı 24) öğrencileri de sporcu iseler burs almaları mümkün.



Ayrıca lisans için TOEFL 500, yüksek lisans için GMAT - GRE gibi sınavlardan iyi skorlar ve öğretmenlerinden iyi referanslar almaları gerekiyor.


Amerika'da spor bursu verilen alanlar;


Archery (Bayan)
Baseball (Erkek)
Basketball (Bayan, Erkek)
Bowling (Bayan)
Cross Country (Bayan, Erkek)
Equestrian (Bayan)
Fencing (Bayan, Erkek)
Field Hockey (Bayan)
Golf (Bayan, Erkek)
Gymnastics (Bayan, Erkek)
Ice Hockey (Bayan, Erkek)
Lacrosse (Bayan, Erkek)
Rifle (Bayan, Erkek)
Rowing (Bayan)
Skiing Cross Country (Bayan, Erkek)
Skiing Downhill (Bayan, Erkek)
Soccer (Bayan, Erkek)
Softball (Bayan)
Squash (Bayan)
Swimming and Diving (Bayan, Erkek)
Sync. Swimming (Bayan)
Tennis (Bayan, Erkek)
Track & Field (Bayan, Erkek)
Volleyball (Bayan)
Water Polo. (Bayan, Erkek)Wrestling (Erkek)



Bayanlar: Archery (Okçuluk), Basketball (Basketbol), Bowling (Bovling), Cross Country (Kros koşu), Equestrian (Binicilik), Fencing (Eskrim), Field Hockey (Çim hokeyi), Golf (Golf), Gymnastics (Jimnastik), Ice Hockey (Buz hokeyi), Lacrosse (Lakros), Rifle (Atıcılık), Rowing (Kürek), Skiing (Cross Country and Downhill) (Kayak [Iniş/slalom]), Soccer (Futbol), Softball (Softbol), Squash, Swimming and Diving (Yüzme ve dalgıçlık), Sync. Swimming (Senkronize yüzme), Tennis (Tenis), Track & Field (Indoor and Outdoor) (Atletizm ve dekatlon [açık alan/kapalı alan]), Volleyball (Voleybol), Water Polo (Su polosu).


Erkekler: Baseball (Beyzbol), Basketball (Basketbol), Cross Country ((Kros koşu), Fencing (Eskrim), Golf (Golf), Gymnastics (Jimnastik), Ice Hockey (Buz hokeyi), Lacrosse (Lakros), Rifle (Atıcılık), Skiing (Cross Country und Downhill) (Kayak [Iniş/slalom], Soccer (Futbol), Swimming and Diving (Yüzme ve dalgıçlık), Tennis (Tenis), Track & Field (Indoor and Outdoor) (Atletizm ve dekatlon [açık alan/kapalı alan]), Water Polo (Su polosu), Wrestling (Güreş).



Microsoft Research Doktora Bursu Başvuruları Başladı

Microsoft Doktora Bursu



Microsoft Doktora Bursu Prgramı'na başvurular alınmaya başlandı. Öğrenciler burs kapsamında yıllık 33,000 Euro/22,000 Pound ile destekleniyor.
Microsoft Research programı kapsamında öğrencileri destekleyeceği 2009 yılı Doktora (PhD) burs programı çağrısını yapmaya başladı.


Öğrenciler değil danışmanlar tarafından yapılan burs başvurularının Microsoft tarafından değerlendirilmesi ile Kasım 2008’de sonuçlarla ilgili danışmanlar öğrencileri bilgilendirecek ve önerdikleri proje için uygun öğrenciyi yıl içerisinde kendileri belirleyeceklerdir. Öğrencilerin, Ekim 2009’da Doktora çalışmasına başlaması öngörülüyor.


Bursun son başvuru tarihi 10 Eylül 2008 olarak belirtiliyor.

Türk'e Göre Türk'e Doğru Türk İçin?!?



Dünyanın, en tehlikeli eğlencesi Türk olmaktır.
Burada hayatın bizzat kendisi bile hayata şaşar.
Altmış milyonluk bir bungee-jumping'dir hayat.
Bir beton zemine doğru milyonlarca insan süratle düşeriz.
Tam çarpacağımız zaman, kim olduğunu kimsenin bilmediği bir güç, ucunda sallandığımız lastik halatı çekiverir ve biz yukarlara sıçrarız.

Padişahımızın ırzına geçer, başbakanımızı asar, genelkurmay başkanımızı hapseder, gençlerimizi idam sehpalarına gönderir sonra da en güzel aşk şiirlerini yazarız.

Hep aptallığımızdan yakınır sonra da dünyanın en akıllısı IMF'yi tam on yedi kere dolandırırız.

Paralarını bize nasıl kaptırdıklarını anlamazlar bile.

Aptallıktan sıkıldığımızda zekamızla övünür ve bin senedir her yaz mevsiminde damlarda yatar ve oradan düşerek ölürüz.

Yağmur yağdığında ülkenin en büyük kentinin işlek bir caddesinde boğulan yeryüzündeki tek insan Türktür. Yeryüzünde kendine kanat yapıp uçan ilk insan da Türktür ama...

Devleti kutsal ilan eder sonra da devleti soyarız.

"Köylü efendimizdir" der köylüleri döveriz.

Dünyada hiçbir devletin tanımadığı bir devleti kurma başarısını gösterebilmiş olanlar Türklerdir. "Yurtta sulh, cihanda sulh" diyerek bütün komşularıyla düşman olan da biziz.

"Ulusal onuru" bu kadar değerli "ulusal parası" bu kadar değersiz başka bir ülke bulmak çok zordur.

Sürekli olarak birbirini kazıklayanlar Türklerdir.

Bir büyük deprem olduğunda çoluk çocuk, zengin fakir el birliğiyle yardıma koşup, evdeki iki battaniyeden birini depremzedelere bağışlayanlar da Türklerdir.

Kırk sekiz yıl boyunca dünya futbol şampiyonasının kapısından bile geçemedikten sonra ilk katıldığı şampiyonada dünya üçüncüsü olmayı Türkler başarır.

"Ata sporu" güreşte en olmadık ülkelere yenilen, güreşten hiç anlamayan Amerikalı güreşçilerle güreşirken kolunu bacağını kırdıranlar da Türklerdir.

Her konuda fikrimizi söylemeye bayılır ama hiçbir fikrimize inanmayız.

Hiçbir filozofumuz yoktur ama ne olduğunu kimsenin bilmediği bir hayat felsemiz vardır. Dünyanın en ünlü suikastçısı papayı vuran bir Türktür.

Papayı binlerce insanın arasında vurup kabak gibi yakalanan en salak suikastçı da Türktür. Katillerin "ulusal kahraman", şairlerin "vatan haini" olduğu tek ülke Türkiye'dir.

Müslüman olanlardan sürekli kuşkulanır ama müslüman olmayan vatandaşlarımıza devlette tek bir görev bile vermeyiz. Bütün askeri darbeleri alkışlar ve ilk seçimde darbecilerin kızdıklarına oy veririz.

Tek bir anlaşmada neredeyse beş milyon kilometre kare toprak kaybedip, bu anlaşmanın en akıllı anlaşma olduğuna inananlar da Türklerdir.

Savaşta kendi gemisini yedi saat boyunca bombalayanlar Türklerdir. Uçağı arızalandığında başkalarına bir zarar gelmesin diye o uçağı son ana kadar terketmeyip ölenler de Türklerdir.

Yabancılardan sürekli kuşkulanıp ne kadar yabancı örgüt varsa hepsine girmeye çalışanlar Türklerdir.


Girmeye çalıştıkları örgütlerin kurallarının aslında Türkiye'yi bölmek için hazırlandığına da sadece Türkler inanır.

Yıllarca, Avrupa Birliğine girmemizi sağlayacak yasalardan hiçbirini çıkartamayıp, bir gecede başkalarının on yılda geçirebileceğinden daha fazla yasa geçiririz.

Ömründe hiç trapez yapmamış altmış milyon insanın trapez yapmasıdır hayat burada.

Bütün dünya, şaşkınlıkla bakarak düşmemizi beklerken biz düşmeyiz.

Biz Türküz.
Ya oynar ya ağlarız.
Dünyanın en tehlikeli eğlencesidir Türk olmak.

Ve, biz korkuyla eğleniriz.